
H. AYHAN TİNİN
Sanat da var / Sinema
insanatinart@gmail.com
Anguilliformes.
Kendi küçük dünyasında yaşamayı sever.
Ta ki biri onu gerçekten rahatsız edinceye kadar…
O zaman işte başa çıkılmaz, yola gelmez, yönetilemez olur.
Biz onu Müren Balığı diye bildik bu topraklarda… Zehirli olduğunu varsaydık.
Adriyatik kıyılarında ise Murina Balığı diye bilinir. Zehirli değil, kararlı ve ısrarcıdır.
Kendi alanına müdahale edilmesi sevmez. Edilirse korkmadan saldırır. Gerektiğinde misinayı parçalar, ağı deler, bedenine saplanmış olan zıpkını parçalar. Denizlerin en güzel balığı değilse de en saygıya değer balıklarından biridir…
Bir konuda insana çok benzer Müren Balığı, bazen sevildiğini zanneder ve kendini bırakıverir, inanır… Öyle zamanlarda elinizle bile besleyebilirsiniz. Yüreğiniz varsa…
Antoneta Kusijanovic’in, 2021 Cannes’da Altın Kamera Ödülü kazanan filmi ‘Murina‘ bize böyle bir hikâyeyi anlatıyor.
Denize kıyısında bir kasabada; büyümeye çalışan bir ergen, hayallerini geçmişe gömen bir kadın, dış dünyayı gözünde alabildiğine büyüttüğü için kasabasında küçüldükçe küçülen bir balıkçı…
Bir gün kasabaya bir adam gelir.
Julija denizin koynunda, annesi Nela ve babası Ante ile yaşayan ve ergenliğinin çiçekleri yeni açmaya başlamış bir genç kız olarak, nerede ve nasıl büyüyeceğini, hayatını sorgulamaktadır.
Nela, zamanında kasabanın güzellik kraliçesi seçilmiş, ancak bugün hatalı olduğunu fark ettiği bir seçim yapmıştır.
Ante hayatındaki huzuru korumanın tek yolunun, savunma duvarlarını yükseltmek olduğunu zanneden bir balıkçıdır. Kasabasının güzelliklerini, önünde kendini küçücük hissettiği dış dünyanın zenginliklerine satarak, hayatını değiştirip büyük şehre gitmeyi hayal etmektedir.
Ve bir gün kasabaya bir adam gelir.
Bu üç insan, ötekinin aynasında kendi dünyalarının gerçeğiyle yüzleşmeyi başarabilecek midir?
Adı Javi olan adam Ante’nin eski arkadaşı, aynı zamanda süper egosudur.
Ante, onu çok sever ve ondan nefret eder!
Javi dahil bu dört kişi, hayallerinin öleceği cennette birlikte bir hafta geçirecektir.
Film oyunculuğu, senaryosu ve kamerasıyla gerçekten tadı damağınızda kalacak bir yapıt.
Son zamanlarda artık iyiden iyiye bilgisayarlarla yapılan, efekt curcunası içindeki Amerikan filmlerinin bulanık mesajlarından sıkıldıysanız, insanın doğasına yakından bakan ‘Murina‘yı seveceksiniz.
Dubrovbnik’li yönetmen Kusijanovic’in ilk uzun metrajlı filmi bu… Daha önce kısa filmleriyle ödüller alan bu kadın yönetmen, ilk filminde denizi ve kasabayı eksene alan başarılı bir film kotarmış. Yapım iyi filmlerin adresi MUBI platformundan bizlere ulaşıyor.
Oyunculuklar da alabildiğine doğal ve içten. Ancak kimi zaman doğallık adına sergilenen donuk ve soğuk oyunculuklar değil. Ruhuyla, duygusuyla, tepkisi ile yaşayan, hakiki insanlara benzeyen insanlar var filmde…
Bu da izleyiciyi ilk dakikadan başlayıp hikâyenin içine alıyor.
Taşrada hayatından pişman olmuş üç kişilik bir ailenin Javi’nin aynasında dağılmalarının ve onun aynasını da tuz buz etmelerinin öyküsünü; Adriyatik kıyılarının güzelim sualtı çekimleri yumuşatarak, sizi düşünmeye çağırıyor.
Hayattan kendilerini hep alacaklı hissedenlerle, başkaları olmadan kendi zenginliğini bile fakirce yaşayanların ilişkilerinde; siz dünyaya bakışınızı nereye konumlandıracaksınız bakalım?
İnsanın kendisini yok etmesini sessizce alkışlar kasabalar… Julija ya babasına ya annesine ya da kendisine ihanet edecektir. Hangi ihaneti seçerse seçsin, kasaba insan ruhunun cesetleriyle dolacaktır. Kimi zaman o çemberden çıkmak, kimi zaman da kalmak intihardır…
Geçmiş ya başarıların kelepçesi ya da başarısızlığın öfkesidir. Geçmiş yok. Şu anın sorusu basit; ‘mutlu musun?‘. Geçmiş yok. Yarının sorusu basit; ‘nasıl bir hayat istiyorsun?”.
Bir müren balığı kadar kararlı ve ısrarcı olmaya hazır mısın?