Türkiye’deki otomotiv sektörünü yakından izleyen gazetecilerden Emre Özpeynirci, yerli otomobil TOGG’un (Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu) fiyatını 1 milyon TL olarak öngördü. Özpeynirci, özel bir teşvik getirilirse fiyatın düşebileceğini belirtti.
TOGG CEO’su Mehmet Gürcan Karakaş, yerli otomobilde seri üretim için 2022 yılı sonunu işaret etmişti. Karakaş, otomobilde yüzde 51 yerlilik oranı yakalandığını duyurmuştu.
Gebze’deki tesislerde görücüye çıkan otomobil, ‘bagaj’ tartışmasıyla da gündeme gelmişti.
Özpeynirci, Daktilo1984’ten Arın Demir’e TOGG’un maliyeti ne kadar düşük olursa olsun bataryalarının ithal olması nedeniyle fiyatının dövize endeksli olacağını vurguladı.
Fiyatı merak konusu otomobil hakkında Özpeynirci, şunları kaydetti “TOGG’un CEO’su, Türkiye’deki C-SUV sınıfındaki konvansiyonel araçlarla rekabet edeceklerini açıkladı. Bu araçların mevcut fiyatları 800 bin-1 milyon TL bandında değişiyor. Rekabet kanununa aykırı olduğundan TOGG’un fiyatını düşürmek için ÖTV desteği getiremezler ama başka bir teşvik uygulanabilir”.
‘Türkiye’de ortalama otomobil fiyatları 500 bin TL bandına oturabilir’
Döviz kurunda başlayan keskin düşüşün ardından bazı otomobil markaları fiyatlarını indirirken sektör temsilcileri, tablonun önümüzdeki günlerde netleşeceğini belirtiyor. Ancak fiyatlar yine de yüksek seviyelerde.
Yeni yılda otomotiv piyasası beklentilerini aktaran Özpeynirci, otomobil fiyatlarındaki artışın sadece kurdaki dengesizlikle açıklanamayacağını belirtti. “Çip krizi sebebiyle artan maliyetlerin yanında vergi dilimindeki artış da fiyatların yükselmesine sebep oluyor” diyen Özpeynirci, şunları kaydetti: “Kur düşse de otomobillere zam geleceği apaçık ortada. Eğer matrah güncellemesi gibi bir durum olmazsa Şubat veya Mart aylarında Türkiye’deki ortalama otomobil fiyatlarının 500 bin TL bandına oturmasını bekliyorum. 2022’de otomotiv sektörüne destek veya teşvik yapılmazsa beklentiler pazarın ciddi şekilde daralacağı yönünde”.
‘Kendi ürettiğimiz araçları alamaz hâle geleceğiz’
Covid-19 pandemisinin tedarik zincirlerinde yarattığı şok ve darboğazlar, dünya genelinde üreticilerin temel stratejilerini değiştirmesiyle sonuçlanıyor. Bazı şirketler üretim yerlerini değiştirirken, bazıları birden fazla ülkede üretim yeri açarak riski yayma stratejisi izliyor.
Bu sebeple birlikte Türk Lirası’ndaki değer kaybı, Türkiye’yi yabancı şirketler açısından fırsat kapısı haline getiriyor.
Küresel tedarik zincirlerinin ucuz işgücü nedeniyle üretimlerini Türkiye’ye kaydıracağı iddia ediliyor. Özpeynirci, bu iddiayı şöyle değerlendirdi: “Kasım ayında Avrupa’da en çok satılan otomobil Bursa’da üretilen Renualt Clio olmuş. Clio’nun fiyatı Türkiye’de 360 bin TL seviyelerinde. Kurda yaşanan artışın fiyatlara yansımasıyla önümüzdeki dönemde kendi ürettiğimiz araçları alamıyor hâle geleceğiz. Öte yandan, Türkiye ucuz iş gücüyle yatırım çekebilir ancak kalifiye işgücünün yurtdışına gidiyor olması ciddi bir beyin göçü dalgasına sebep olabilir”.
‘Türkiye’de ikinci el piyasasında 100 araç satılıyorsa 55’i hurda statüsünde’
Sıfır otomobillere kıyasla daha hareketli olan ikinci el piyasası hakkında bazı veriler sunan Özpeynirci şöyle devam etti: “Sıfır araç pazarında yıllık 700-800 bin araç satışı söz konusuyken, ikinci el piyasasında 8 milyon gibi sayılar var. Ancak 2021’de ikinci el araç piyasasında da çok ciddi bir kayıp yaşandı; yıl sonunda yüzde 17’lik bir daralma söz konusu. Alıcılar sıfır otomobil bulamıyor ama ikinci el otomobil fiyatları da çok arttığından onu da alamıyor. İkinci el piyasasındaki araçların yüzde 50’den fazlasının 10 yaş ve üzerinde olması Türkiye’deki alım gücünü gösteriyor. Ülkede 100 adet ikinci el araç satılıyorsa bunların 55’i hurda statüsünde. Türkiye’de alım gücü maalesef ancak buna müsaade ediyor.”