HDP’nin meşruiyeti, muhatap olup olmadığı konusu bir anda gündeme oturunca hemen tüm siyasiler üst üste açıklamalarda bulununca, öyle ki Türkiye Erdoğan’ın ABD gezisini geride bırakan bir tartışma içine girmiş oldu. Bahçeli’nin aksi yönde söyledikleri ise Millet İttifakını ortak bir söyleme yaklaştırmaktan öte bir işlev görmedi. “Kürt sorunu yoktur” diyen Bahçeli’nin söylediklerinin bir karşılığı bulunmuyor. Öyle ki AKP bile Bahçeli’ye destek atmadı.
İYİ Parti Meclis Grup Başkan Vekili Musavat Dervişoğlu da “HDP’li TBMM başkan vekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır” diyerek tutum belirlemiş oldu. Babacan’dan Karamollaoğlu’na kadar herkes HDP’nin meşruiyetine dikkat çekti. Böylece Kılıçdaroğlu’nun TBMM’yi çözüm yeri ve HDP’yi de çözümün muhatabı olarak göstermesi karşısında, Temelli’nin sorunun muhatabı olarak İmralı’yı yani Öcalan’ı adres göstermesi hayırlı bir tartışmaya vesile olmuş oldu.