Ülke olarak 70’li yıllardan itibaren sınav odaklı eğitimin dozunu giderek artırdık. Hem de her seferinde, “Bu beladan bir an önce kurtulmamız” gerekir derken.
Sınavsız, daha doğrusu ölçme değerlendirmesiz bir eğitim sistemi elbette düşünülemez ama asgariye indirmek her zaman için mümkün.
Dünyanın hiçbir yerinde doğan her çocuk üniversite önüne yığılmaz, hepsi sınava girmeye mecbur hale getirilmez.
Çözüm isteniyorsa, çözüm çok ama bunu önce anne babaların, sonra da Ankara’nın istemesi gerekir.
Sınav odaklı eğitim, bırakın sosyal adaleti sağlamayı, aradaki derinliği daha da artırıyor. En kötüsü de çocuklarımızı değersizleştiriyor ki buna da hiç ama hiç kimsenin hakkı olmamalı!..
Umut tacirliği daha nereye kadar canımızı yakmaya devam edecek?