PINAR ÖĞÜNÇ
Berlin polisi son iki gündür bazı insanları gözaltına alıyordu, soruşturmayı da siyasi şube yürütecekti. Suçlarıysa balon çalmak ya da kasten balona zarar vermek. En azından böyle dokuz kişinin varlığını Alman haber ajansları geçti. Biraz saçma geliyor kulağa.

Berlin bir süredir görkemli bir gösteriye hazırlanıyordu. Kasadan çıkan paranın 1.5 milyon avroya yaklaştığı söyleniyor. Yıkılışının 25. yılı vesilesiyle Berlin Duvarı’nın geçtiği hat boyunca kente 7 binden fazla balon dikildi. Fakat hazırlık iki gün öncesinden başladığı için epey bir zayiat da oldu tabii. Bazı çubuklar balonsuz duruyordu, bazıları ise bir biçimde söndürülmüş, boyunları eğik…
Yozgatlı Kalın’ın 25. yıl şöhreti
Berlin Duvarı yıkıldı, sonra ne oldu? Berlin Duvarı yıkıldı da ne oldu? Nüanslı bu iki soruyu tartışarak 25 yıl geçti. En azından bugün istatistiklere baktığımızda Almanya’nın batısıyla doğusu arasında birçok açıdan görünmez bir duvarın hala durduğu çok açık.
Bir pop eğilim olarak Doğu markalarına, estetiğine rağbet bir yana, Birleşik Almanya’da saadet bulamayanlar azımsanmayacak büyüklükte bir azınlığı oluşturuyor. Zaman içinde bu hüsranın altının yabancı düşmanlığıyla doldurulabildiğini de unutmamak gerekiyor.

Duvarın yıkılışının hayatında ne değiştirdiğine bakabileceğimiz ilginç insanlardan biri 1964’te Almanya’ya gelen Yozgatlı bir ‘misafir işçi.’ Bugün 90’larına yaklaşan Osman Kalın Berlin’de zaten bir açıdan meşhur bir kişiydi, son birkaç gündür ise tam duvarın dibine diktiği gecekondu yüzünden şöhretini tazeledi.
Kalın, kısa sürede duvar haline gelecek hat bir gecede apar topar, hatta misafirliğe gitmişleri öbür tarafta bırakarak çekildiğinde oluşan yeni sınırlarda, hangi tarafa ait olduğu tam belli olamayan bir toprak parçasına gecekondu dikmiş, yanına da marulundan şeftalisine bol çeşitli bir bahçe yapmıştı.
Tuhaflığın cazibesi
O inat etti, duvar yıkıldıktan sonraya bu eşsiz ‘tuhaflığın’ turistik, politik cazibesini gören resmi makamlarsa bahçesini genişletmesine dahi izin verdi.
Bugün Duvar’dan kalanlar dışında o günlere dair aslında en canlı kalıntı Osman Kalın’ın turist ilgisine mazhar olan Türk bayrağı da dikilmiş toprağı. 25. yıl nedeniyle kentin her tarafına yerleştirilen ‘100 hikaye’ standlarından biri de onu anlatıyor. İlgi büyük, bostana karşı ardı ardına flaşlar patlıyor.
Osman bey zaten sağlık sorunlarıyla meşgulmüş ama belki biraz da bu şöhret trafiğiyle uğraşmak istemediklerinden, çaldım, akrabalarından biri de zile cevap vermedi. Zaten orada da yaşamıyorlar artık.
AB’nin yeni duvarları
Sahnedeki Gorbaçov’a ‘Gorbi, Gorbi’ diye tempo tutan kalabalığa, dev bütçeli balon seremonisi sonrası Brandenburg Kapısı’ndan fırlatılan havai fişeklere dair havadis mevcuttur zaten. Berlin bayağı karnaval havasında yaşadı birkaç günü…
Tam 9 Kasım günü retro bir coşkuyla eski Doğu’dan, eski Batı’ya geçen her arabayı alkışlamak gibi lokal eğlenceler de icat edilmiş mesela. Yürürken her saniye kimbilir kaç kişinin fotoğraf karesine girdiğimi bilmiyorum gerçekten. Ama bir de işte duvar hattı boyunca toplanan 1 milyon kadar insanın neredeyse 1 milyon cep telefonuna kaydettiği kutlamadan kimlerin imtina ettiği meselesi var.
25. yıl hadisesine muhalif bir atak olarak en çok ses getiren eylem Berlin’de birkaç gün öncesinden başladı. Zentrüm für Politische Schönheit (Politik Güzellik Merkezi, www.politicalbeauty.de) isimli bir grup, önce Spree Nehri kıyısına duvarı geçmek isterken vurulanlar adına konulan haçların bir kısmını çaldı.

Niyetleri bu insanlara hürmetsizlik değil, bilakis yıkılan Berlin Duvarı sonrası Avrupa Birliği’nin duvarlarına dikkat çekmekti. O duvarlara takılıp Afrika’dan, Asya’dan AB’ye girmek için hayatlarından olanlara işaret etmek istiyorlardı. Malum Türkiye karasuları da aynı yolda ölenlerin yersiz mezarlarından. Daha geçen haftaki facia aklımızda.
Başka türlü bir kırmızı halı
İnternetten açılan bir haftalık bağış kampanyasında topladıkları paralarla otobüsler tutuldu ve haçlar hakikaten AB’nin sınırlarına taşındı. Fas’a komşu İspanya’ya ait Melilla da buralardan biri. Grubun kurucularından, felsefe okumuş, tiyatro dünyasına yakın Philipp Ruch, balonlu kutlamaya bilhassa katılmayacaklarını ve daha anlamlı bir yerde olmayı tercih ettiklerini söylüyordu.
Bu arada Ruch da 1980’lerde Dresden’den Batı’ya kaçmayı becermiş ve orada göçmen olarak yaşamış biri. Yani o da öldürülenlerden biri olabilirdi. Grubun daha evvel de böyle yaratıcı politik eylemleri var. Maksim Gorki Tiyatrosu Müdürü Şermin Langhoff da ekibiyle bu eyleme destek verenlerdendi. Eylemciler Gorki Tiyatrosu önüne serilen kırmızı halılardan yola çıktılar.
Ezoterik faşizm mevcuttur
9 Kasım gün boyunca parlamento binası Bundestag önü de hareketliydi. Bir kere, çeşitli vesilelerle protesto eylemi yapanların çoğu aslında merkez sağ ve aşırı sağa yakın gruplardı.
Bu vesileyle Almanya’da faşist hareketlerin gayet spiritüel, hatta buradakilerin deyimiyle ezoterik kılıklara bürünebildiğini fark etme fırsatı oldu. Konuşmaya dünya barışı, kardeşlik diye başlayıp fazlaca savrulabilen dünyalar.
Başka bir eylem… Politik mizah dergisi Titanic coşkulu bir Berlin Duvarı özel sayısı yapan Bild sayısını getirip çöpe atana eski sayılarından hediye etti.
1 milyon kişi var, bir TOMA yok
Yine gün içinde meclis önünde birtakım Neo-Nazi gruplarla solcu anarşist genç grupların karşılaşmalarından doğan gerginlikler de yaşandı. Çevrede (1 milyon kişi ve TOMA’sız) yerleşik halde bekleyen polisler saat ilerledikçe parlamento yakınlarındaki bazı bölgelere girişi kısıtladı.
Diğer yandan 9 Kasım, Almanya Yahudileri açısından karanlık günlerin en mühimlerinden. 1938’e kadar direnmeyi başarabilmiş Yahudi iş yerlerinin ve evlerinin, sinagogların yakıldığı, tahrip edildiği, pogrom günü… Zaten anmaların yıkılan duvarın gölgesinde kalması gibi bir sorunları vardı, 25. yıl bu başlığı neredeyse tamamen ortadan süpürdü.
Cümleyi uzatmak istersek Almanya’da bugün antisemitizmi, oradan yabancı düşmanlığını, oradan da hiç ilgisiz olmayan İslamofobi’yi konuşmak mümkün. Birleşik Almanya kimin, bu bir soru. Bu sayılan sorunların müsebbibi genel kanıya göre buna uymakta başarısız olanlar mı, bu da ayrı kocaman bir mevzu.
Peki ne oldu? Saat 7 gibi, helyum dolu beyaz balonlar buz gibi Berlin’in gökyüzüne salındı. Sis yüzünden bir dakika geçmeden de bembeyaz bir boşlukta kayboldular.










