Yani Erdoğan hukuk, adalet, insan hakları, özgürlük, demokrasi, eşitlik, kardeşlik… derken bu kavramların hiç olmazsa son 200 yıl içinde kazandıkları içeriği, herkesin kastettiği içeriği kastetmemektedir. Tersine o, kendi dünya görüşü açısından bu kavramlara yükledikleri içeriği kastetmektedir.
Bu açıdan Erdoğan, ”Devletin dini adalettir“ derken İslami, şeriat hukukunun sözünü ettiği bir adaletten söz etmektedir. Dolayısıyla Erdoğan, “Devletin dini adalettir” derken dinden bağımsız bir adaletten değil İslami bir adaletten söz etmekte, gerçekte “Devletin dini İslam’dır” demektedir.
Bunun böyle olduğunu en son, Adalet Bakanlığının tutuklanan Boğaziçi öğrencilerinin AYM’ye başvurusuna gönderdiği savunmada gördük.
Adalet Bakanlığı AYM’ye gönderdiği yazılı savunmada, “Eşcinsellik dinimizde haramdır. Dolasıyla tutuklanmaları bir hak ihlali değildir” diyerek, Adalet Bakanlığının İslam hukukuna geçtiğini açıkça itiraf etmiştir. Hem de Anayasa Mahkemesi gibi en üst mahkeme karşısında!