2015 sonrası Türkiye siyaseti, özellikle vizyonu 2071’lere kadar uzanan seçimler öncesi provokatif saldırılarla pek çok kez karşılaştı. Önceden planlanmamış bile olsa, söz ve davranışlarla her an kışkırtılmaya hazır bir zeminin oluşturulduğu yadsınamaz bir gerçek. Korku ve gerilim siyasetini, bölme ve kutuplaştırma fikrini en hızlı gündeme taşıma yöntemlerinden biri de hiç kuşkusuz HDP seçmenini terörist ilan etmek. Saldırıya uğrayanın fail ilan edildiği, adaletin gerektiği gibi işletilmediği saraylardan biri olan Suruç Adliyesi önünde iki yüz güne yakın süredir oturuyor Emine Şenyaşar. Öldürülen iki oğlu ve eşi için, “belki bu toprağın altındadır” diye ağıt yaka yaka elleriyle kazdığı toprağın altında adalet arıyor. Kürtlerin saldırı ve kışkırtmalar eşliğinde, demokrasinin bütün kavşaklarında nasıl hareket edeceği dikkatle takip edilirken, ‘tehlike geçince’ yine ‘kendi’ dertleriyle baş başa bırakılması maalesef sürekli tekrarlanan iki yüzlü bir tavır. Önümüzdeki seçimde Kürtler kime oy verecek, diye anket yaptırmadan önce gidilecek ilk yer Emine Şenyaşar’ın adalet nöbeti tuttuğu kaldırımdır.