Türkiye’de “laiklik” de “yaşam biçimleri” de, anlamından soyutlanarak, dindarları ötekileştirmek suretiyle bir iktidar edinme/kullanma edevatına dönüştürülmüştür.
Gezi de bu manada, yaşam biçimlerinin göze sokulduğu medyanın ve jiletçi aydınların kışkırttığı bir küçük burjuva ayaklanmasıydı. Espriler, aydınlık yüzlü Batılı gençler, polise ve tinerci çocuklara kitap okuma, mıntıka temizliği şeklinde tezahür eden şey, içeriksizliğin ve faşizme dönüşmüş bir elitizmin kamuflajından ibaretti.