2021 sansür raporu: 'Büyüklerimiz' çok incinmiş :)

AYŞEGÜL KASAP

aysegulkasap@diken.com.tr.

@aysegul_kasap

Yürürlüğe giren ‘sansür yasası’nın konuşulduğu bugünlerde İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) EngelliWeb 2021 raporunu yayımladı. Bu rapor, iktidarın sansür mekanizmasını ‘keyfi’ olarak nasıl işlettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ama rapordaki verileri irdelediğimizde, en az sansür kadar önemli bir olgu daha gözler önüne serildi. O da basın kuruluşlarının sansüre karşı nasıl konumlandığı. Birçok haber sitesi sansür karşısında itiraz dahi etmemiş. Hukuki mücadele yerine karar gelir gelmez haberi kaldırmayı tercih etmiş.

Verilere göre sansüre karşı en çok direnen ve hukuki mücadelesini sürdüren haber kuruluşu Diken, bu anlamda birçok pilot kararın alınmasına da öncü oldu.

Raporu hazırlayan isimlerden İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, hukuki mücadelenin önemine dikkat çekerek şöyle dedi: “Defalarca uyarmamıza rağmen birçok haber sitesi erişim engelleme kararlarına istinaden haberlerini kaldırıyordu ve aslında otosansür uyguluyordu. Şahsen, hukuki mücadelenin, yargıdaki tüm sıkıntılara rağmen çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

İFÖD EngelliWeb raporuyla 2018 sonu itibariyle Türkiye’de toplam 347 bin 445, 2019 sonu itibariyle 408 bin 494 olduğu ve 2020 sonu itibariyle de 467 bin 11 alan adının erişime engellendiği tespit edilmişti.

Bu sayı 2021’de de arttı. İktidar her ne kadar ‘sansür yasası’yla sansür uygulanmayacağını öne sürse de veriler tam aksini ortaya koyuyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Akdeniz ve uzman araştırmacı Ozan Güven tarafından hazırlanan rapora göre 2021’de engellenen alan adı ve web sitesi 107 bin 706. 2021 sonu itibariyle de Türkiye’de toplam 574 bin 798 web sitesi ve alan adına erişim engeli geldi. Bu 789 farklı kurum tarafından verilen toplamda 504 bin 700 farklı kararla oldu.

Sadece web sitesi ve alan adına erişim engeli gelmedi. 2021 sonu itibariyle 150 bin URL adresine, 8 bin 350 Twitter hesabına, 55 bin 500 tweet’e, 13 bin 500 YouTube videosuna, 9 bin 500 Facebook ve 9 bin Instagram içeriğine de yaptırım uygulandı.

‘İncinen itibar, onur ve haysiyet yılı’

Daha sansür yasası bile yokken uygulanan sansür oranları ortada. Tam da bu atmosferde yürürlüğe giren ve kamuoyunda ‘sansür yasası’ olarak adlandırılan ‘Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un ne anlama geldiğini Profesör Akdeniz’e sorduk ve şöyle yanıtladı:

“Açıkçası Türkiye’de 2007’den beri bir internet sansür yasası var. Zaman içinde kapsamı defalarca genişletildi. Bu bağlamda iki defa YouTube’un erişime engellendiğini, AİHM ve Anayasa Mahkemesi’ne kadar giden süreçler gördük. Keza Twitter ve Wikipedia platformlarına uygulanan erişim engellemesi yaptırımları da ancak Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortadan kalktı. Dolayısıyla, daha önceki İfade Özgürlüğü Derneği raporlarımızda da gösterdiğimiz üzere aslında git gide artan ve hatta etkili olmaya başlayan bir dizi sansür düzenlemesi zaten var. 

Sizinse sansür yasası diye adlandırdığınız ve 7418 sayılı Kanun ile basın, internet ve elektronik haberleşme kanunlarında yapılan değişiklikler ve Ceza Kanunu’na eklenen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu aslında bu karmaşık yapının ancak son ayağı olarak değerlendirilebilir. Hepsini üst üste koyduğumuzda, devletin karmaşık internet sansür mekanizmasının daha önce olmadığı kadar canlı ve aktif şekilde işlemeye ve gelişmeye devam ettiğini görüyoruz. 2021 yılı da ‘üst düzey kamu şahsiyetlerinin incinen itibar, onur ve haysiyet yılı’ olarak karşımıza çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, eski adalet ve İçişleri bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’a, Bilal Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Naci İnci’ye, Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’ndan iş insanı Fettah Tamince’ye kadar çok sayıda şahsiyetin sıklıkla sulh ceza hakimliklerine başvurduğu ve ‘kişilik hakları ihlali’ iddiasında bulunarak erişimin engellenmesi ve içerik çıkartma kararları aldırdığını gördük. Bu tip talep ve kararların 2022’de devam ettiğini gözlemliyoruz.

7418 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle sansürün 2022 sonu itibariyle tekrar şekil değiştireceğini ve basın kanununda yer alan yaptırımlarla birlikte internet haberciliği bakımından şüphesiz karanlık bir dönemin başlangıcına şahit oluyoruz. Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün hiç bu kadar baskı altında olduğu başka bir dönem olmamıştır. 2023 genel seçimlerine kadar da baskının giderek artacağını düşünüyorum. Bu bağlamda sosyal medya platformları üzerindeki baskıları ve 7418 sayılı kanun kapsamında getirilen yeni yükümlülükleri ve yaptırımları da unutmamak gerekir.”

Raporda erişim engellemeleri lig tablosuna baktığımızda birinci sırada Hürriyet’in ikinci sırada Sabah’ın olduğunu görüyoruz.

Ama engellenen haberlerdeki ‘kamu yararı’ olgusu söz konusu değil. Örneğin magazin içerikli haberler mevcut. Bir diğer parametreyse özgün içerik konusu. Kendi özel haberleri olmayıp başka sitelerden haber alan birçok kuruluş var. Dolayısıyla haberi ana kaynağı kaldırınca, ‘kopyala-yapıştır’ yapan siteler de kaldırıyor.

Bu bağlamda rapordaki verileri doğru ve anlamlı bir şekilde okumak çok önemli.

‘Sansürle mücadelede Diken’in etki faktörü çok yüksek’

Rapordaki sayısal verileri nasıl okumamız gerektiğine ilişkin Akdeniz şunları söyledi: “Bu tabloları tabii ki sadece sayısal olarak nitelendirmemek gerekir. Gerek Hürriyet gerekse Sabah çok ciddi arşivlere sahip. Mobil sürümleri, üçüncü sayfa tipi haberleri, magazin haberleri ve görsel içerikleri de dikkate alındığında çok fazla sayfaları olduğu şüphesiz. O bakımdan yaptırıma maruz kalan haber sayıları da diğer haber sitelerine göre daha yüksek olabiliyor. Fakat, niteliksel olarak baktığımızda Cumhuriyet, Evrensel, BirGün, Diken ve Sendika.Org gibi haber sitelerine daha fazla siyasi nitelikli kararlar gönderildiğini açıkça görüyoruz. 2021 raporumuzda yer alan çok sayıda örnekte de görülebileceği üzere üst düzey kamu şahsiyetlerinin hedefinde ne Hürriyet ne de Sabah var. Onların itibarı, onur ve haysiyeti genellikle Cumhuriyet, Evrensel, BirGün, Diken ve Sendika.Org gibi haber sitelerinde yayımlanan haberlerle inciniyor.

Dahası, sizin de belirttiğiniz üzere kamunun ilgisini çeken ve tekrar mahiyetinde veya aynı nitelikteki haberlerin yapıldığı haber sitelerinin de çok sayıda haberinin engellenmesi söz konusu olabiliyor. Diken özelinde daha fazla özgün ve seçmece haber yapıldığı şüphesiz. Fakat, 2014’ten bugüne kadar Diken’in de 350 kadar farklı haberine yaptırım uygulandığını unutmamak gerekir. Hatta daha da önemlisi, Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesiyle ilgili yapısal sorunlar tespit ederken, dokuz farklı başvuru Keskin Kalem (Diken) başvurusunda birleştirildi. Anayasa Mahkemesi’nin pilot karar uygulaması kapsamına aldığı 338 farklı başvuruya baktığımızda da Diken 73 başvuruyla birinci sırada yer alıyor. Diken’i 35 başvuruyla BirGün ve 32 başvuruyla Gazete Duvar takip ediyor. Hürriyet veya Sabah’ınsa herhangi bir başvurusu yok, T24’ünse iki başvurusu var. Dolayısıyla, internet sansürleriyle mücadelede Diken’in etki faktörünün çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu değerlendirmelereyle 2022 raporumuzda geniş kapsamlı yer vereceğiz.”

Burada baskı karşısında ya da başka bir deyişle gazetecilerin ve haber kuruluşlarının başında Demokles’in kılıcı gibi duran ‘sansür mekanizması’na karşı direnmek olgusu öne çıkıyor.

Birçok haber sitesi hukuki haklarını bile devreye sokmadan, itiraz etmeden karar gelir gelmez ‘kamu yararı’ olan haberleri kaldırıyor.

Verilere baktığımızda ‘sansür mekanizması’na karşı itirazlarda bulunan ve baskıya karşı en çok direnen kurum Diken.

Tamince yaptırım uygulatamadı devreye Erdoğan girdi

2021’de bunun en önemli örneklerinden biri Diken’in 5 Mayıs 2019 tarihli “Kılıçdaroğlu, ‘FETÖ’nün 1 nolu
siyasi ayağı Erdoğan’ dedi: İspatı işadamı Tamince”
başlıklı haberine gelen erişim engeli ve yayından çıkarma kararı.

Birçok kuruluş itiraz bile etmeden haberi anında kaldırırken Diken direndi.

Önce Fettah Tamince’nin talebiyle Antalya 3’üncü Sulh Ceza Hakimliğinin 8 Ekim 2021 tarih ve 2021/4486 sayılı kararıyla erişime engellendi. Ama itiraz üzerine Antalya 4’üncü Sulh Ceza Hakimliğinin 21 Ekim 2021 tarih ve 2021/5042 sayılı kararıyla erişimin engellenmesi kararı kesin olarak kaldırmıştı.

İFÖD raporunda şöyle dedi: “Fettah Tamince’nin talebiyle yaptırım uygulattırılamayan Diken’in bu haberi yaklaşık iki ay sonra bu sefer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebi üzerine İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişime engellenmiş ve yayından çıkarılmasına karar verilmiştir.”

‘Hukuki mücadele önemli’

Profesör Akdeniz sansüre karşı itirazın ve hukuki mücadelenin önemine dikkat çekti: “2021 raporumuzda detaylı bir şekilde aktardığımız karmaşık yapının bir sonucu olarak bu tip yaptırımların basın kuruluşları üzerinde çok ciddi bir dondurucu etkisi var. Temmuz 2020 değişiklikleri öncesinde tek yaptırım ‘erişim engelleme’ydi ve hukuken erişime engellenmiş içerikleri kaldırma zorunluluğu yoktu. Fakat defalarca uyarmamıza rağmen birçok haber sitesi erişim engelleme kararlarına istinaden haberlerini kaldırıyordu ve aslında otosansür uyguluyordu. Temmuz 2020 sonrasıysa ‘erişim engelleme’ yaptırımının yanına ‘içerik çıkartma’ yaptırımı da eklendi. Dolayısıyla, eğer bir hakimlik ‘içerik çıkartma’ kararı verdiyse haberleri kaldırmak gerekiyor. Fakat, bu ayrıma bakılmaksızın birçok haber sitesi kararlara konu haberlerini çok hızlı bir şekilde yayından kaldırıyor ve hatta bu kararlara itiraz dahi etmiyor. Şahsen, hukuki mücadelenin, yargıdaki tüm sıkıntılara rağmen çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

2021 sansür raporu: Üst düzey kamu şahsiyetlerinin incinen itibar, onur ve haysiyet yılı

Sansür raporlandı: 14 yılda 467 bin siteye erişim engeli (2020)