2007 yılındaki Hrant Dink Suikastı’nın 2016 yılında “ilk kez yayınlanan görüntüleri” ortaya çıktı. 9 yıl da değil; 9 yıl 7 ay sonra. Bir şeyden çekindikleri yok. “Aslanım benim, aferin oğlum, hadi poz ver, cebindeki bayrağı da çıkart” diye, aşırı keyifli bir gün idrak ediyorlar.
Çünkü onlar için bir insan, bir gazeteci öldürülmemiş sanki; “bir Ermeni öldürülmüş!”
Bu görüntüler bize, bu ülkenin jandarma, polis (ve yargı) gibi kritik güvenlik ve adalet mecralarında, “hiç çekinmeden katille resim, video çekinen” birilerinin olmuş olduğunu da kanıtlıyor, di mi Kamil?
Bunun sadece “devlet ve adalette Fetöcü bir kaza, arıza” mı olduğunu, yoksa yapısal bir “doğal felaket” olarak işin ruhunda mı bulunduğunu, başkalarının ırkından, dilinden, dininden, mezhebinden, fikrinden, yazı yazıp haber yaptığı yerden, doğduğu mahalden, cinsiyetinden ötürü aşağılanmayacağını kendimize bir sormak lazım.
Ancak bir demokratik hukuk devleti (hiç olmazsa ilkesel olarak) bunun yapısal olmaması gerektiğini garanti eder. Varsa! Bu görüntüler şimdi “Fetö kazıları”nda ortaya çıkarılana kadar 9,5 yıldır nasıl, neden, nerede gizlenmişse…
Bir problem de odur işte!