Ünlü oyuncu Robert De Niro, çocukluk çağı aşıları ile otizm arasında bağ olduğunu iddia eden belgesel filmin, kurucusu olduğu Tribeca Film Festivali programından çıkarıldığını duyurdu.
Tartışmaya neden olmuştu

Film önümüzdeki ay New York’ta yapılacak Tribeca Film Festivali’nde 24 Nisan’da bir defaya mahsus gösterilecekti.
Filmi göstermekteki amacının konu etrafında dönen tartışmaları yansıtmak olduğunu savunan De Niro, festival ekibi ve bilim dünyasından gelen yoğun eleştiriler sonucu, konunun umduğu gibi bir tartışma ortamına katkıda bulunmayacağına inandığı için filmin programdan çıkarıldığını söyledi.
De Niro ve eşi Grace Hightower’ın da otizmli bir çocuğu var ve De Niro’ya göre konu onun açısından epeyce ‘kişisel’ olmakla birlikte etraflıca tartışılmalı.
New York Times’ta yer alan habere göre, ‘Vaxxed: From Cover-Up to Catastrophe’ (Aşılama: Tedaviden Felakete) adlı filmin yazarı ve yönetmeni Andrew Wakefield, aynı zamanda Britanyalı tıp dergisi The Lancet’ta 2010’da konuyla ilgili bir makale yazmış, ancak yayın toplatılmış. Yazının ardından Wakefield’ın doktorluk lisansı da iptal edilmiş.
‘Bu fikirlerin yanlışlığı defalarca kanıtlandı’
Vanderbilt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. William Schaffner, De Niro ve ekibinin son yıllarda çok şey öğrendiğini söyleyerek, konuyla ilgili ne düşündüklerini öğrenmeye ve yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. Ancak Schaffner’a göre, film bilim dünyası açısından itibarsız düşünceleri yücelttiği için sorunlu: “Bu gibi durumlar, bu sahtekar fikirlere hak ettiklerine inanmadığımız bir pozisyon sağlıyor. Akla yatkın her türlü tartışmaya açığız. Ama bu fikirlerin yanlışlığı son 15 yıldır defalarca ve defalarca kanıtlandı.”
Daha önce de belgesel yapımcısı Penny Lane, Filmmaker Magazine’de açık bir mektup yayınlayarak, filmi yayınlamamaya karar veren festivalin saygınlığına zarar verdiğini söylemişti. Lane’e göre, filmin kaldırılma kararı, Wakefield ve takipçilerinin komplo teorilerine, çeşitli güçler tarafından engellendiği gerekçesiyle değer kazandıracak.
Türkiye’de de taraftarları var

Geçtiğimiz hafta da çocuklarına aşı yaptırmadıkları için menenjit geçirmesine neden oldukları suçlamasıyla Kanadalı bir çift mahkeme önüne çıkmıştı. Indipendent’ta yer alan habere göre, 19 aylık Ezekiel adlı erkek çocuk hayatını kaybetmişti. Kanada hükümeti iddianamede aşıyı yaşamsal bir gereklilik olarak tanımlamıştı.
Türkiye’de konu solist Zeynep Casalini ve Tahsin Berk’in çocuklarına çocuk felci, verem ve menenjit gibi birkaç aşı dışında gerekli olmayan aşıları yaptırmayacaklarını açıklamasıyla gündeme gelmişti.
Aşılamayı doğal bulmayanlar arasında aşı karşıtlığı giderek yayılıyor. Facebook’ta açılan ‘Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim’ isimli grubun 5 binden fazla takipçisi var.
Neden aşılamaya karşı çıkıyorlar?
Aşı karşıtlığı, isteğe bağlı olarak yapılan, grip, su çiçeği, hepatit A, rotavirüs gibi aşılara değil, yaptırılması zorunlu BCG, hepatit B, difteri, boğmaca, tetanos, pnömokok, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak gibi aşılara karşı olanları kapsıyor. Bu gruptakiler aşıların çocukları korumadığını, sadece ilaç endüstrisine hizmet ettiğini ve anne sütünün çocuğun korunmasına yeteceğini savunuyor.
Aşı karşıtlarının bir diğer argümanı da, aşılamanın doğal seleksiyonu engellediği yönünde; hastalıkların güçsüz çocukları yok ederek insan nüfusunu dengelediğini düşünüyorlar.
Diğer yandan menenjit ve çocuk felci başta olmak üzere, bu hastalıkların önemli bir kısmı çocukların ömür boyu sürecek sakatlıklarla yaşamalarına neden olabiliyor.
Aşılamanın düzenli yapılamaması bu hastalıkların kısa sürede yeniden ortaya çıkmasına neden oluyor. Örneğin Suriye’de devam eden iç savaştan dolayı aşılama yapılamamış ve Dünya Sağlık Örgütü ülkede daha önce görülmeyen çocuk felci vakalarına yeniden rastlanmaya başladığını açıklamıştı.