Emekli savaş uçağı pilotu: Türkiye vurulan jetin Ruslara ait olduğunu bal gibi biliyordu

 

TUNCA ÖĞRETEN

@tuncaogreten | tuncao@gmail.com

Hava Kuvvetleri’nden emekli, eski savaş uçağı pilotu Bahadır Altan, “Türkiye, vurulan jet havalandıktan itibaren onun bir Rus uçağı olduğunu bal gibi biliyordu” dedi.

ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli, savaş uçağı pilotu Albay Arthur L. Nalls da, “Rus jetini bu kadar kısa süre içerisinde tehdit algısı oluşturmadan vurmak, seçenekler arasında olmamalıydı” diye konuştu.

OVER KRZESINY AIR BASE, Poland -- An F-16 Fighting Falcon flies in formation with a MiG-29 here during exercise Sentry White Falcon 05. The F-16 is assigned to the Illinois Air National Guard's 183d Fighter Wing in Springfield. (U.S. Air Force photo by Tech. Sgt. Shaun Kerr)
@US Airforce

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ilk demecinden itibaren vurulan jeti, ‘milliyeti belli olmayan savaş uçağı’ diye nitelemiş, “Rus jeti olduğunu bilseydik vurmazdık” demeye getirmişti.

Peki, bir pilot, vurmak üzere olduğu başka bir jetin milliyetini, model/tipini anlayabilir mi? Erdoğan’ın yanı sıra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da ‘milliyeti belli olmayan savaş uçağı’ savını, Hava Kuvvetleri’nden emekli, eski savaş uçağı pilotu Bahadır Altan’a sorduk.

‘Çıplak gözle anlaması mümkün değil’

Halen özel bir havayolu şirketinde öğretmen pilot olarak görev yapan Altan, sorumuzu şöyle yanıtladı: Savaş uçağı pilotu, başka bir savaş uçağının modelini ve taşıyabileceği silahları ancak gözle teşhis edecek kadar yakınlaşınca kesin olarak tespit edebilir. Bu da bir ya da iki millik bir mesafedir. Eğer bizim Rusya ile yaşadığımız krizdeki gibi arada 10 mile yakın bir mesafe varsa pilotun çıplak gözle uçağın modelini, milliyetini anlaması mümkün değil.”

Altan sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bu mesafenin fazla olması, Erdoğan’ın tezini doğrulamıyor. Çünkü Hatay’da, Suriye’ye dönük olarak tarama yapan İskenderun Radarı’nın hemen yanındaki Elektrik Sistemleri Dinleme Birliği (GES), bırakın uçağın model/tipini teşhis etmeyi, hangi hava üssünden kalktığını, hangi hava silahlarıyla donatıldığını, hatta pilotun konuştuğu dili bile belirleyebilir. Demem o ki, Türkiye, vurulan jet havalandıktan itibaren onun bir Rus uçağı olduğunu bal gibi biliyordu.”

‘Rus jetleri tehdit oluşturmuyordu’

Rus jetlerini kalkıştan hemen sonra teşhis eden GES’lerin, aynı zamanda üzerindeki füze ve silahları da tanımladığını savunan Altan şunları kaydetti: “Suriye’den kalkan jetlerin üzerinde havadan havaya saldırı füzeleri yoktu. Yerdeki hedefleri vurmak üzere bombardıman mühimmatı yüklüydü. Bu, GES’ler tarafından öğrenilmiş olmalı. Nitekim olaydan sonra Ruslar, artık saldırı önleme ve hava-hava silahlarıyla donatılmış uçaklarıyla bölgede olacaklarını açıkladılar. Bu açıklama, vurulduğu esnada Rus savaş uçaklarının Türkiye jetleri için bir tehlike teşkil etmediğini gösteriyor. Radar kayıtlarına göreyse Rus jetleri, Türkiye sınırına paralel ilerliyordu. Bir saldırı yapacak açıyla seyretmiyorlardı. Bu da yerdeki, Türkiye’ye ait herhangi bir hedef için de tehdit oluşturmadığı anlamına geliyor.”

‘Politik bir karar’

Fotoğraf: @BahadırAltan
Fotoğraf: @BahadırAltan

Altan’ın anlattıklarının ışığında şu soruyu yönelttik: “O zaman bu jetler hangi gerekçeyle vurulmuş olabilir?” 

Deneyimli savaş uçağı pilotu şu cevabı verdi: “Pilotların inisiyatif kullanarak vurmak için ne yetkisi, ne de zaman ve mesafe açısından imkanı vardı. Belli ki yerdeki radardan vurmaları yönünde emir verilmiş. Sınır ihlalinin yapıldığı yarımada biçimindeki bölgenin iki buçuk kilometre uzunluğunda olması, uzun süre ihlal uyarısı yapılamayacağının da göstergesi. Bu noktada akla gelen tek şey, Rus uçağının, siyasi iktidar tarafından verilmiş, politik bir kararla vurulmuş olabileceği.”

‘Fırsat gözlenmiş’

Türk F-16’larının, Rus savaş uçağını vurmak için daha önceden yapılmış bir plan ve verilmiş karar doğrultusunda hareket etmiş olduklarının anlaşıldığına dikkati çeken Altan şöyle devam etti: “Rus jetlerinin sınır ihlali yaptığı ve vurulduğu yer iki buçuk kilometrelik çok kısa bir mesafe. Bir jet o mesafeyi yaklaşık 15 saniyede geçer. Belli ki Türkiye F-16’ları, o kısa ihlalin gerçekleşmesi için fırsat gözlemişler. Pilotun önünde yer radarı gibi sınırı gösteren bir gösterge yoktur. Rus pilot, sınıra paralel uçarak Suriye tarafındaki yer hedeflerine odaklıydı. Bundan da sınır ihlali yapacağının farkında olmadığı anlaşılıyor. Ancak bizim yer radarımızın SU-24’ün bir önceki izlediği rotayı da düşünerek, güneye doğru burun şeklindeki sınır bölgesini kısa süreli ihlal edebileceğini bilmesi zor değil.”

‘Türkiye, Rus jetini planlı, isteyerek ve bilerek düşürdü’

Altan’a göre, “O hatayı yapmasını bekleyerek uçakları yönlendirdikleri ve füzeyi ateşlettirdikleri anlaşılıyor. Üstelik o füzenin, sınır ihlali yapılmadan önce ateşlenmiş olması gerekir ki tam Türkiye sınırı üzerinde Rus jetine denk getirilebilsin. Demek istediğim, Türkiye, Rus jetini planlı, isteyerek ve bilerek düşürdü. Siyasi iktidar buradan kendisine bir avantaj  sağlayabileceğini düşünerek, bu kararı daha önce vermiş görülüyor, öyle ki, bütün açıklamaları Rusya’nın, Türkmenleri vurmasına tepki olarak bu eylemi yaptıklarını ispatlıyor.”

Amerikalı eski pilot: Vurmak bir seçenek olmamalıydı

Diken’e konuşan, ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli, savaş uçağı pilotu Albay Arthur L. Nalls ise her ülkenin angajman kurallarının farklı olabileceğine dikkat çekerek, “Biz ABD’de bir savaş uçağını, ancak, yönünü şehirlerimizden birine çevirerek geldiği takdirde vururuz” dedi.

Fotoğraf: @ArtNalls
Fotoğraf: @ArtNalls

Halen jet pilotu eğitmeni olarak görev yapan Nalls, şöyle devam etti: “Türk jetlerinin yapması gereken, açık telsiz kodundan (her ülkenin savaş uçaklarının duyabileceği kod) uyarı yapmak. Uyarıya rağmen sınır ihlaline devam ediyorsa bu jetin yanına gelerek, ona eskortluk ederek, sınır dışına çıkarmak. Yani Rus jetini bu kadar kısa süre içerisinde tehdit algısı oluşturmadan vurmak, seçenekler arasında olmamalıydı.”