AB ve ABD artık Türkiye’nin, geçmişte ‘bir oraya bir buraya savrulan’ tavrının bundan sonra geçerli olamayacağını, net bir tavır takınması gerektiğini dayatmaya başlayacak. ‘Güvenlik şemsiyesi’nin ötesine geçilip ‘Batı değerlerinde ortaklık’ daha çok öne çıkmaya başlayacak, Batı’nın küresel liderliğini tazeleyip öne çıkarması, bu kapsamda da Türkiye ve benzer ülkeleri seçime zorlaması söz konusu olacak gibi gözüküyor.
Yaptırımlar 2021 yılına damga vuracak, Türkiye’nin atacağı reform adımlarını belirleyecek. Mevcut iktidarın bu pazarlığı nasıl yürüteceği, Batı’dan gelebilecek ‘idari sistem’ dahil radikal reform taleplerine nasıl yanıt vereceği hayati öneme sahip. Sadece siyasi tabloda değişiklikler yaratması açısından değil, tüm halkın, hatta çocuklarımızın ekonomik geleceği açısından da iktidarın çok ciddi bir yol ayrımında olduğunu söyleyebiliriz.