Kanun hükmünde kararnameyle (KHK) Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu hakkında ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisini imzaladığı gerekçesiyle yedi yıl altı aya kadar hapis cezası talep edildi.

Anayasa profesörü için İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın bugün ikinci duruşması görüldü.
Duruşmaya Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile avukatları Metin İriz ve Arzu Becerik katıldı. Avukatlar, bazı delillerin hukuka aykırı olduğunu belirterek bunları çıkarılmasını istedi.
‘İmzacı, Türkiye’nin AİHM yargıç adayı oldu’
Savunma yapan Kaboğlu, avukatlarının belgelerin dosyadan çıkarılması talebine katıldığını belirterek dava konusu metne rıza gösterenlerin KHK’yla işten çıkarılma, gözaltına alınma, istifa ettirilme ve tutuklanma gibi 10 ayrı yaptırıma maruz kaldığını söyledi.
Metne imza attığı halde hiçbir yaptırıma tabi tutulmayanların da bulunduğunu belirten Kaboğlu şunları kaydetti: “Yaptırıma rıza gösteren bir kişi ödüllendirildi. Hükümet tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığına aday gösterildi. Şahsım ise yaptırıma tabi tutulmuştur. KHK’yla işimden atıldım ve mahkemede yargılanıyorum. Pasaportuma el konduğu için yurtdışındaki üniversitelerde ders veremiyorum. Dünya çapında yaptırıma tabi tutulmuş oluyorum. Adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilme yapılmalı.”
‘Propaganda yaptı’
Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, profesörün ‘PKK silahlı terör örgütünün şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde propagandasını yaptığını’ öne sürdü.
Kaboğlu hakkında ‘silahlı terör örgütünün basın yoluyla propagandasını yapmak’ iddiasıyla bir yıl altı aydan yedi yıl altı aya kadar hapis cezası talep edildi.
Mahkeme heyeti, Kaboğlu ve avukatlarına mütalaaya karşı son savunmalarını hazırlamaları için süre verdi. Duruşma 23 Ekim’e erteledi.
Ne olmuştu?
Güneydoğu illerindeki ‘abluka’nın bir an önce son bulmasını talep eden 1100’ün üzerindeki akademisyen, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bir bildiri yayınlamıştı.
Bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, akademisyenleri hedef alarak “Bu aydın müsveddeleri kalkıp devletin bir katliam yaptığından bahsediyor. Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık. Aydın falan değilsiniz. Sizler oraların adresini bilemeyecek kadar karanlık ve cahilsiniz” demişti.
Bunun üzerine imzacı akademisyenler hakkında ‘cadı avı’ başlatılmıştı. Bazı akademisyenlere de hapis cezaları verilmişti.