Bu ülkede rejim değişti.
Daha ileri götürülmesi, daha derinleşmesi için uğrunda mücadele edilen parlamenter demokrasinin cenaze namazı kılındı.
Cumhuriyetin kuruluşundan, hatta daha da öncesinden, 1876 Meclis-i Mebusan’ından bugüne şaşı kör topal yürüyen, zikzaklarla ilerleyen, darbelerle sakatlanan parlamenter demokrasi adlı rejim artık yok.
Türkiye’de 24 Haziran günü rejim değişti.
“Türkiye tipi başkanlık sistemi” diye adlandırılması gereken ve bir benzeri yeryüzünde olmayan bir rejim yürürlüğe girdi.
Çağdaş devletin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesi artık yok. Hükümet de yok. Onun yerine Başkan’ın atadığı görevliler var ve güvenoyu süzgecinden geçmeleri filan gerekmiyor. Yani hükümet seçilmişlerin değil atanmışların elinde.
Eğitim sisteminde “dindar ve kindar nesiller” yetiştirme hedefinin önünde de engel kalmadı. Öyle yetişen “nesiller” gelecek seçimlerde, olmadı bir sonrakinde seçmen olup oy kullanacaklar.
Avrupa Birliği’nde anlamını ve anlatımını bulan demokrasi standartlarını belirleyen Kopenhag Kriterleri’nin üstüne birer bardak soğuk su içmenin eşiğindeyiz.
Külahımızı önümüze koyup düşünecek, yorumlayacak, değerlendirecek, hedefler ve yöntemler belirleyeceksek bunun kilidi 24 Haziran’ın sayılarında, yüzdelerinde değil.