
NEVŞİN MENGÜ
@nevsinmengu
Amerikancı mıyım? Hayır değilim. Amerikalılar babamın oğlu değil açıkçası. Futbol takımı tutar gibi bir şeyci olmak, sonra da tuttuğu taraf için kendini yerlerden yerlere atmak bana biraz saçma geliyor. Bunu 14 yaşında yaptık ve bitti.
Mesele taraf değil de prensipler olmalı. Şahsen demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün elzem olduğuna inanıyorum; güvenlik özgürlük dengesinde özgürlük tarafının gerekirse ağır basmasından yanayım.
Kusura bakmayın, bir ülkeyi menkıbe dinleyip dünyayı yorumlayan hacı dedeler esir almışsa, ABD’ye karşılar diye bunu savunamıyorum. Beriki kızıl fularlı çetesi kurmuş, kime kendi karşıysa içeri atıyor, lümpen milislerle ülkede terör estiriyor, ABD’ye karşı diye illa bağrıma basamıyorum.
Efendim bu ülkelerde, diktatörlere karşı oluşan muhalefeti Amerikası Avrupası destekliyormuş. E ne yapalım diktatörlere de işlerine geldiği için Rusya’sı Çin’i destek atıyor. Bu neye göre birini öbürüne göre daha ulvi yapıyor?
Mesele bir tarafı tutmak değil, prensiplerden yana olmak.
ABD, General Kasım Süleymani’yi öldürdükten sonrası süreçte, bol bol Amerikancı olmakla suçlandım! Amerika öldürdü diye, teokrat bir rejimin acımasız bir komutanını savunmaya midem kaldırmıyor açıkçası.
Süleymani’nin öldürülmesi, ‘İransplain’ yapanların papağan gibi sağdan soldan duyup tekrarladıklarının aksine, İran’da rejimi güçlendirmedi. Rejimin tüm zayıf yanlarını gün yüzüne çıkarttı. Öncelikle sözde her bir şeyden haberdar olan rejimin kendi komutanını koruyamadığını gördük. Komutanın cenazesinde 80 kişi ezilerek öldü. Dile kolay 80 kişi! Sağdan soldan ezber yapıp İran’ı açıklamaya çalışanlar, cenazede toplanan kalabalıklarla rejimin gövde gösterisi yaptığını yazdı çizdi. Ama kalabalık rejimin aleyhine işledi. Rejimin bir cenazeyi bile organize edebilecek yetide olmadığını gördük.
Daha sonra intikam olarak Irak’ta uluslararası üssü bombaladılar. Üs boş olduğu için kimse ölmedi. Bu durumu, mahsus kimse ölmesin diye biz hesap edip öyle yaptık diye satmaya çalıştılar. İntikam planlarından erdem devşirmek istediler tutmadı.
Ve, en son Ukrayna uçağının İran tarafında yanlışlıkla vurulması. İranlı Bijan Kajehpour, bu İran rejiminin Çernobili tespitini yaptı ki çok doğru. Uçak düştükten sonra İranlılar hemen kalıntıları topladılar, ortalığı temizlediler, kara kutuyu Boeing firmasına vermemek için başta direndiler. Ruhani’nin danışmanı olayın haberini yapan gazetecileri Twitter’da tehdit etti. Ama Amerikalıların elinde bu sefer kanıtlar vardı. Bağımsız araştırmacı gazetecilik kuruluşu Belingcat de uçağın vurularak düştüğünü ortaya çıkardı, rejimin kaçacak yeri kalmadı. Rejim basiretsizliğinin sonucu olan bu faciayı itiraf etmek zorunda kaldı.
Bir de dünya bu tip, totaliter rejimlerle nasıl baş edecek meselesine gelelim. İkinci dünya savaşı sonrasında, kaybeden ulusların inşası sürecinde insanlığın edindiği bazı tecrübeler var. Gelgelelim askeri müdahalelerle diktatörleri al aşağı etmek ve demokrasi inşa etme süreçleri bölgemizde başarısızlığa uğradı.
Bu demek değil k, dünya acımasız diktatörleri oturup izlemeli. Libya’da Irak’ta savaşta ölen çocuklarla ders vermeye kalkanlar. Saddam ve Kaddafi rejimlerinin kaç çocuğu öldürdüğü kaç hayatı söndürdüğünden haberdar mı?
Bu ülkeler yaşadıkları işgalden önce, aklı yerinde olmayan diktatörleri tarafından kurumları yok edildiği, devlet mekanizmalarının içi boşaltıldığı için, koca ülkeler bir lidere oyuncak edildiği için de hala bellerini doğrultamıyorlar. İnsanlığın asıl utanması gereken anlar, savaştan önce, kadın köleleriyle Avrupa’da gezen Kaddafi’yi muhattap almak; ticaret uğruna Libya halkının acılarına rağmen Kaddafi’yi baş tacı etmek olmuştur. Eğer özeleştiri yapacaksak, gelin savaşlardan önce buralardan başlayalım.
Diktatörlere karşı durmak insanlığın boyun borcudur. Günümüz gelişmiş askeri teknolojisini elinde tutan liderler, gönüllü olarak tahtlarından inmezler, inmeyecekler. Kendilerine karşı gelen binleri gerekirse onbinleri yok etme, mahvetme soğukkanlılığına sahipler. Diktatörler, “Yav çok mezalim yaptım yeter artık” deyip gitmezler. Uluslararası mekanizmalar, diktatörlere karşı direnen halkla dayanışırsa ancak totaliter rejimler yıkılabilir. Yaptırım uygulamak uluslararası mekanizmalarca kullanılan enstrumanlardan biridir ve bazen de işe yarar.
Ve bu mekanizmalar kendi ülkesinde ve dünyada terör estiren rejimlere karşı pekala kullanılmalıdır, bu İran olsun, Suudi Arabistan olsun, Kuzey Kore olsun vesaire farketmez. Taraf yoktur prensip vardır.