Bazen iktidarın resmi – hukuki temsilcisi olan parti gelinen noktadan rahatsız olur, hatta ürker diye düşünüyorum. Bir yandan ülkeyi ‘hukuk devleti’ haline getirmekten, yargı reformundan söz ediyoruz, bir yandan ‘haşere – itlaf düzeni’ söylemleri kaplıyor etrafı. İçişleri Bakanının Meclis’teki bir gruba “Haysiyetsizler” diye seslendiği bir manzara. Ne bileyim rahatsız eder, sorumluluk sahibi bir siyasi yapıyı, diye düşünüyorum. Birileri elleriyle yüzünü kapar, “Ne hale geldik?” diye hayıflanır gibi geliyor bana.
Ama öyle olmuyor. Dil benzeşmeye, şiraze dağılmaya, herkes terörize olmaya başlıyor. Hukuk devleti ‘Teröre rağmen’ terörize olmamak demek. Katile bile hüküm kesinleşinceye kadar “katil” dememe terbiyesi hukuk devleti. Davası yargıda olan bir siyasiyi “Terörist” diye en tepeden suçlamak var mı? Hadi Adalet Bakanı da kursun o cümleleri? Ondan sonra dünyanın yüzüne bakılabilir mi, ‘Hukuk devleti’ hüviyetiyle?