Bu 15 önlemden tek biri bile asansör faciasını önleyebilirdi!

 

Mecidiyeköy’deki Torunlar GYO’ya ait Torun Center şantiyesinde 10 işçinin yaşamını yitirdiği facianın ardından olay yerinde yaptığı incelemenin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi, ‘İş cinayetlerinin olmaması için ne yapmalı’ ve ‘Bu kaza nasıl olmazdı?’ sorularına yanıt aradı.

Asansörü durduracak tertibat yoktu, paraşüt sistemi açılmadı

torunlar delil4
Fotoğraflar: DHA

EMO İstanbul Şubesi Başkanı Beyza Metin, EMO Merkez Asansör ve Elektromekanik Taşıyıcılar Komisyonu Başkanı Fevzi Yıldırım, 6 Eylül akşamı gerçekleşen faciadan bir gün sonra resmi bilirkişi heyetiyle birlikte sekiz saat boyunca şantiyede incelemelerde bulundu.

Bilirkişi raporu: Asansör faciasında Torunlar ve Geda Major yetkilileri kusurlu

10 işçiye tabut olan asansörü durduracak herhangi bir tertibat olmadığı, son güvenlik elemanı olarak kabul edilen ‘pinyon’ adlı paraşüt sisteminin açılmadığı belirtilen açıklamada, “İhmaller zincirini teknik veri ve delilleri ile ortaya çıkaracağına inandığımız Bilirkişi heyetinin çalışmalarını etkilememek adına konunun ayrıntılarına bu aşamada girmeyi çok uygun bulmuyoruz” denildi.

Bakanlık müfettişine göre tüm suç Torunlar’da: Üretime dalmışlar, insan emniyetini unutmuşlar

Benzer faciların tekrar yaşanmaması adına ‘Bu kaza nasıl olmazdı?’ sorusu üzerinde durulan açıklamada, Türkiye’nin hemen her yerinde binlercesi faal durumda olan asansörler hakkında ‘bilinmeyenler’ anlatılırken, alınması gereken önlemler 15 maddede sıralandı:

Türkiye’deki asansör, yürüyen merdiven, inşaat asansörü sayısı bilinmiyor

asansor

1- Türkiye‘de kaç asansör, kaç yürüyen merdiven, kaç inşaat asansörü olduğu bilinmemektedir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Odamızın yaptığı bilgi edinme başvurularına ellerinde bilgi olmadığı yanıtları verilmektedir. Aynı durum TÜRKAK tarafından akredite edilen A Tipi Muayene Kuruluşları için de geçerlidir. Bu kuruluşlarda çalışan veya hizmet alınan görevlilerin uzmanlık, nitelik ve sayıları TÜRKAK tarafından bilinmemektedir.

2- Bu ürünün, piyasa gözetim ve denetiminden sorumlu olan T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bu görevini gerçekten yerine getirebilseydi,

3- Bu ürünün Doğrulama Testlerini Yapmak üzere aynı bakanlık tarafından görevlendirilen ve Türk Akreditasyon Kurumu tarafından da akredite edilen A-TİPİ muayene kuruluşu olma koşul ve kuralları daha titiz bir şekilde tanımlanabilse ve sonraki faaliyetleri takip edilseydi,

4- Elektromekanik aksam ve araçların test ve kontrolünde mutlaka elektrik ve elektronik mühendislerinin de bulunması kural haline getirilseydi,

TSE’nin 14 yıl önce İngilizce yayınladığı asansör standardı halen çevrilmedi

Fotoğraf: DHA
Fotoğraf: DHA

5- Ülkemizde bu ve benzeri ürünlerin standardını yayınlamakla sorumlu olan TSE`nin bu ürünlere ait ilgili standardı İngilizce olarak yayınladığı ilk tarihten bugüne geçen yaklaşık 14 yıl içinde Türkçesini de yayınlayabilseydi (2001 yılında İngilizce olarak yayınlanan standart en son TS-EN 12159 olarak Nisan 2013 tarihinde tekrar yayınlanmış olup Türkçesi halen mevcut değildir),

6- 2005 yılında inşaat sektöründeki büyümeye paralel bu konuda 15 kat birden artan ithalatçı-montajcı niteliğini ve yetkinliğini sorgulayan bir Gümrük Mevzuatı olsaydı (2003 yılında bualanda sadece 3 firma varken bugün ağırlıklı ithalatçı olmak üzere 45-50 firma olduğu
söylenmektedir),

7-  Özünde; kurulumundan, işletmesine her aşamada uzmanlık gerektiren ve son derece tehlikeli bir ürün olan Şantiye Asansörü ithalatının, bu konuda hiç bir birikim ve tecrübesi olmayan inşaat firmalarının bu ürünü direkt ithal etmelerine engel olabilecek Devlet Birimleri
Koordinasyonu olabilseydi

8- Ülkemizde bir gelenek haline gelen, teknik veri ve kıyaslamalardan yoksun en acımasız ve öldürücü satın alma kültürünün aslında haksız rekabeti yaratan en önemli unsur olduğu ve eninde sonunda tüm sektöre ve ülkemize zarar vereceği bilinseydi,

9- Tamamen teknik bir çalışma alanı olan inşaat ve imalat sektöründe yer alan mühendislerimizin, mesleklerinin ve diplomalarının hakkını tam olarak verebilselerdi,

10-Her projede bir tedarikçi değiştirmenin kalıcı ve büyüyen sanayici yaratamayacağı, her projede bir proje müdürü değiştirmenin ve hatta hiç bir mühendislik yatırımı yapmayan bir inşaat sektörünün aslında gerçek ve adil bir rekabette yerle bir olacağı öngörülseydi,

11- Bu makineyi kullanacak operatörün, esasen bu makinenin güvenli çalışabilmesi için son derece önemli olduğu, eğitim, sağlık, psikolojik kriterlerine tabi tutularak seçilmesi gerektiği ve özel olarak acil durum kurtarma senaryolarının da kapsadığı sıkı eğitimlerden geçirilmesi
gerekliliği, bu eğitim sonucu Araç Ehliyeti önemine ve forsuna sahip sertifikalandırma ciddiyeti; tüm Tedarikçiler, Denetçiler ve İşveren Temsilcileri tarafından öngörülebilseydi,

12- İş güvenliği hususunun tepeden tırnağa bir kültür ve özünde insana değer vermek olduğu, bir gider kalemi değil, tam tersine verimi doğrudan etkileyen bir unsur olduğu hususu inşaat sektörü tarafından tam da idrak edilebilmiş olsaydı,

13- Şantiye yaşam ve çalışma koşullarının artık bu yüzyıla yakışır hale getirilmesinin hem bir hukuki zaruriyet hem de vicdani bir sorumluluk olduğu tam olarak bilinseydi,

14- Kimin müteahhit olup-olamayacağı kriterleri keşke ilgili bakanlık tarafından çok iyi tanımlanıp takip edilebilseydi,

15-  İçinden bilimin çıkarıldığı eğitim sisteminin, teknik ara eleman yetiştirmekte sanayinin çok gerisinde kaldığını, sanat okulu konusunun hemen her sektörün kanayan yarası olduğunu dikkate alan ve çözümler üreten bir Millî Eğitim Bakanlığı öngörüsü olsaydı!

Açıklama şöyle bitirildi: “NE ACIDIR Kİ, yukarıdaki başlıklarından sadece 1 tanesi bile BU KAZAYI ÖNLEYEBİLİRİDİ.”

İstanbul Tabip Odası Torunlar İnşaat’ı dört ay önce uyarmış: İşçileri kaybedeceğiz!