Zülal Kalkandelen: TBMM'nin yeni yasama yılı utanç verici şovla başlamıştır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de siyaset, halkın gerçeklerinden çok uzakta, adeta farklı bir evrende şekilleniyor. 

“Normalleşme” dedikleri politikanın, halkın canına okuyan, toplumun üzerine yirmi iki yıldır karabasan gibi çöken, vatandaşlarda dayanacak güç bırakmayan despotik bir karanlığın normalleştirilmesi olduğunu anlamamaları, sözde muhalefetin halktan ne kadar uzak olduğunun kanıtıdır! Türkiye siyasal İslama teslim edilirken, ülkenin tüm Cumhuriyet birikimi sermayeye peşkeş çekilirken, tarikatlar ve cemaatler çocukları ve gençleri esir almışken, insanlar açlıkla sınanırken…

Sekiz yaşındaki Narin’in ve Sinan Ateş’in katilleri aylardır siyasi baskıyla korunurken… Yargı siyasi iktidarın güdümündeyken… Hapishaneler düşünce suçluları ile doluyken… Emekliler, sokaklarda “açız” diye haykırırken… Sokak hayvanlarına karşı çıkarılan katliam yasası yüzünden yurdun her yerinden korkunç işkence görüntüleri yağarken… Tüm toplum artan şiddetin pençesinde kıvranırken… Sınırları kevgire dönen ülkenin hiçbir güvenliği kalmamışken… Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna “ayyaş” diyen birinin karşısında ayağa kalkıp normalleşmeden söz edemezsiniz! Çünkü ülkedeki bu kaotik ve despotik sistemin sorumlusu, AKP iktidarıdır ve onun da simgesi Erdoğan’dır. 

CHP’nin “normalleşme” politikası, 31 Mart’ta son bir umutla oylarını ana muhalefet partisinde birleştiren yığınlara “Siz ne yaparsanız yapın, bizim için hava normal” demekten başka bir anlam taşımıyor. Nitekim bu yüzden yerel seçim sonrasında erken seçimin yapılabileceğine dair umut yok olmuş; sanki asgari ölçüde demokrasinin var olduğu bir ülkedeymiş gibi davranan ve “Müzakere en etkin mücadeledir” diyen CHP, seçimin yarattığı rüzgârı bu tavrıyla söndürmüştür. Bu politikanın en tehlikeli sonucu da, yozlaşan ve çürüyen sistemin meşrulaştırılması sonucunu yaratmasıdır. Tek kişinin talimatlarıyla hareket eden TBMM’nin yeni yasama yılı bu utanç verici şovla başlamıştır. Çoktan sine-i millete dönmesi gerekenler, kendi milletvekili özlük haklarını kazanmak için halkın sefalet içinde ayakta kalma mücadelesini izler haldedir. 

Zülal Kalkandelen’in yazısı