Habertürk odaklı olarak yürütülen soruşturmanın, toplumsal çürümenin hangi boyutlara vardığını görmek açısından sarsıcı olduğu kesin. Fakat bu noktada bu çürümeyi bizzat iktidarın kendisinin yarattığını da belirtmemiz gerek.
Uyuşturucu baronları ülkede adeta cirit atıyorsa, tüm sokak başlarını uyuşturucu çeteleri tutmuşsa, Türkiye giderek uluslararası uyuşturucu trafiğinde bir merkez haline getirilmişse ve metamfetamin kaçakçılığında hedef ve transit ülke olmuşsa, uyuşturucu madde kullanma yaşı 12’ye kadar inmişse, uyuşturucu bulmak inanılmayacak kadar kolaylaşmışsa, bunların en baştaki sorumlusu 23 yıldır Türkiye’yi yöneten iktidardır!
Çünkü yapılan operasyonların çoğu, asıl kaynağa yani uyuşturucu ticaretini yöneten kartellere değil, son kullanıcılara dönüktür. O büyük ağ çökertilmeden birkaç ünlüyü gözaltına almakla bu devasa sorunla baş etmek olanaksızdır.
Yıllardır, “Yurtdışında faaliyet yürüten suç örgütlerinin liderleri ve üyeleri Türkiye’de lüks ev aldı” ya da “Türk vatandaşlığı satın aldı” haberlerini okuyoruz.
Uyuşturucu ticareti yapanlar, iktidar odağından yakınlarını devreye sokup ellerini kollarını sallayarak geziyorsa, Güney Amerika’dan aldıkları uyuşturucu maddeleri satmak üzere ülkemizin limanlarına getiriyorsa ve siz onları bulup adaletin önüne çıkarmıyorsanız, uyuşturucu ticareti ile mücadele ettiğinize kimseyi inandıramazsınız.