Türkiye’de seçimlerin “adil ve özgür” şekilde geçmesi gerektiğini de söyledi Borrell. Ve hakkında kapatılma davası olan HDP’yi de ismiyle anarak, “HDP’nin demokratik süreçlere katılımı çok önemli” dedi.
Belli ki AB, HDP’ye yönelik kapatma davasını çok yakından izliyor.
Bu konu, uluslararası alanda Türkiye’deki “seçimlerin meşruiyeti” açısından da ele alınıyor gibi. Nitekim Avrupa Parlamentosu’nun TBMM ile ortak komisyonunun başkanı olan Alman Yeşiller Milletvekili Sergey Lagodinsky’nin şu sözlerini de not etmek gerek;
“Ne zaman Türkiye’deki seçim sonuçlarından bahsetsek, seçim öncesindeki gelişmelerden de dem vuracağız. Seçim sadece sandık gününden ibaret değildir. Seçim öncesinde barışçıl ve demokratik kurallara uyulmalı”.
Parlamentonun Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ise hem Lagodinsky, hem de Borrell’den daha açık konuştu;
“Seçim aslında bu konudaki yasalarla, yönetmelikler ile başlar. HDP’li belediye başkanları gözaltılarıyla başlar. Seçim demokratik bir süreçtir aslında ve tek gün değildir” diyen Amor’un bir sonraki mesajı daha net oldu;
“Seçimleri gözlemleyen birisi HDP’ye oy vermiş 6 milyon seçmenin oyunun nasıl yasaklanacağını, birkaç yüz siyasetçinin nasıl yasaklanacağını, HDP’nin yasaklanmasını da gözönüne alacaktır…”
Bir yandan depremin yarattığı acı, diğer yandan olağanastü hal gölgesinde yaşanacak seçim süreci ; Ülke olarak çok zor bir dönem var önümüzde…