Zeynep Gürcanlı: Bingazi'den gelen onay, Ankara'nın yıllardır aşmaya çalıştığı siyasi engellerden birini ortadan kaldırıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Libya’nın doğusundaki parlamentonun, yedi yıllık itirazın ardından Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Ankara açısından önemli bir diplomatik kazanım. Ancak kararın asıl anlamı, yalnızca Libya’daki dengelerin değişmesinde değil, Mısır’dan Yunanistan’a, Suudi Arabistan’dan Avrupa’ya uzanan ilişkilerin yeniden şekillenmesinde yatıyor.

Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da ülkeler arasındaki ilişkiler, çoğu zaman göründüğünden daha karmaşık. Bugün aynı masada buluşan ülkeler, başka bir başlıkta karşı karşıya gelebiliyor. Dün rakip olan aktörler, değişen koşullarda işbirliği arayışına girebiliyor. Libya’daki son gelişme de bu gerçeğin yeni bir örneği.

20 Ekim’de Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 2019’da Türkiye ile Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını oybirliğiyle onayladı. Ankara’yla ilişkileri uzun süre mesafeli tutan ve Halife Hafter’in etkisi altındaki siyasi çevrelerin ağırlık taşıdığı parlamentonun bu kararı, önceki tutumdan belirgin bir uzaklaşma anlamına geliyor.

Türkiye, 2019 mutabakatıyla Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini Libya üzerinden hukuki ve siyasi bir zemine oturtmayı hedeflemişti. Ancak Trablus hükümetiyle yapılan anlaşma, Libya’nın doğusundaki yönetim tarafından kabul görmemiş, Yunanistan ve Mısır başta olmak üzere bazı ülkelerin itirazlarıyla karşılaşmıştı.

Şimdi Bingazi’den gelen onay, Ankara’nın yıllardır aşmaya çalıştığı siyasi engellerden birini ortadan kaldırıyor. Bununla birlikte, Libya parlamentosunun kararı bütün uluslararası hukuk tartışmalarını sona erdirmiyor. Mutabakatın diğer ülkelerce tanınması ve sahadaki sonuçları ayrı bir mücadele alanı olmaya devam edecek. 

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı