Bir ülkenin kalbi hızlanıyorsa, orada bir adaletsizlik ya da derin bir sevgisizlik tıkanıklığı vardır.
Şifa, önce bu dili reddetmekle; sonra kalbin tanıklığına kulak vermekle başlar. Çünkü kalp anlatır, metabolizma açıklar; ama yalnızca vicdan iyileştirir.
Ve belki o zaman, bir futbol maçında atılan bir sloganın neden bir ülkenin kalbini hızlandırdığını anlayabiliriz.
Bir toplum kendi kalbine saldırmaya başladığında, mesele artık siyaset değil; hayatta kalma meselesidir. Kalp susuyorsa, bağıran öfkeyi değil, yorulan hayatı dinlemek gerekir.
Sahada Kürt yok. Tribünde yok. Ama slogan Kürtlere.
Bu bir karşılaşma değil; adresini kaybetmiş bir öfkenin sesidir.
Peki neden Soma?
Soma yalnızca bir facianın adı değil; tutulamamış bir yasın, yarım kalmış bir adaletin yeridir. Yerin altında bedenler kalmış, yerin üstünde acı tamamlanamamıştır.
Bir toplum ağlayabildiği yerde iyileşir; ağlayamadığı yerde acı, öfke kılığına girer.
Yas tutulamayan toplumlarda acı kaybolmaz; yön değiştirir ve sessizce kendi kalbine yürür.
Kalbin yeniden yavaşlayabildiği tek yer barıştır; çünkü barış, tutulabilmiş bir yasın, iyileşmeye cesaret etmiş bir toplumun nabzıdır.
Sağlıcakla kalın.