Zeki Gül: Bir toplum kendi kalbine saldırmaya başladığında, mesele artık siyaset değil; hayatta kalma meselesidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir ülkenin kalbi hızlanıyorsa, orada bir adaletsizlik ya da derin bir sevgisizlik tıkanıklığı vardır.

Şifa, önce bu dili reddetmekle; sonra kalbin tanıklığına kulak vermekle başlar. Çünkü kalp anlatır, metabolizma açıklar; ama yalnızca vicdan iyileştirir.

Ve belki o zaman, bir futbol maçında atılan bir sloganın neden bir ülkenin kalbini hızlandırdığını anlayabiliriz.

Bir toplum kendi kalbine saldırmaya başladığında, mesele artık siyaset değil; hayatta kalma meselesidir. Kalp susuyorsa, bağıran öfkeyi değil, yorulan hayatı dinlemek gerekir.

Sahada Kürt yok. Tribünde yok. Ama slogan Kürtlere.

Bu bir karşılaşma değil; adresini kaybetmiş bir öfkenin sesidir.

Peki neden Soma?

Soma yalnızca bir facianın adı değil; tutulamamış bir yasın, yarım kalmış bir adaletin yeridir. Yerin altında bedenler kalmış, yerin üstünde acı tamamlanamamıştır.

Bir toplum ağlayabildiği yerde iyileşir; ağlayamadığı yerde acı, öfke kılığına girer.

Yas tutulamayan toplumlarda acı kaybolmaz; yön değiştirir ve sessizce kendi kalbine yürür.

Kalbin yeniden yavaşlayabildiği tek yer barıştır; çünkü barış, tutulabilmiş bir yasın, iyileşmeye cesaret etmiş bir toplumun nabzıdır.

Sağlıcakla kalın.

Zeki Gül’ün yazısı