EVRİM KURAN
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla başlayan ve 23 Mart’ta tutuklanmasıyla devam eden protestolar, Türkiye’nin milyonlarca Z kuşağı bireyine diğer kuşakların şaşkınlıkla bakışına neden oldu. Bu kuşak bize uzun zamandır bir şeyler söylemeye çalışıyordu da daha iyi duymamız için biber gazı, plastik mermi, tazyikli su, ters kelepçe, gözaltı, tutuklamalarla tanışmaları gerekmeseydi keşke…
Anayasamızın 34’üncü maddesinin o kalın kitapta neden yazdığını düşünmemek elde değil: “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisinin protestolarda taşıdığı dövizde yazdığı gibi: “Hocam, derste böyle anlatmamıştınız!”
Türkiye’nin Z Kuşağı ezber bozarken sadece siyasi partilerin değil, sivil toplumun, şirketlerin, okulların ve ebeveynlerin köhnemiş yöntemlere yeni bir gözlükle bakmasını umuyorum. Öte yandan her cenahta fevkalade bir yanlılıkla, kendi argümanlarımızı haklı çıkarma kaygısıyla onları izliyoruz sanki… Gençlerini sevmeyen bir genç ülkeyiz. En az 50 yıldır ve giderek artan şiddetle.
Kimileri “Öyle eylem yapılmaz şöyle eylem yapılır” diye ahkam kesiyor, kimileri “Bir bardağı yerinden kaldırmayan Z kuşağı ülkeyi ayağa kaldırıyor” diye espri yapıyor, kimileri de Pikaçu kostümlü eylemciyi görünce, “Bunların tamamı özel çalışılmış ajans işidir. Kanunsuzluğu, vandallığı gençlere sevimli gösterme çalışmasıdır” diyor. Nereden baksan yüzeysel, üstenci, işlevsiz…
İzmir’de gözaltına alınan bir öğrencinin annesi polis minibüsünün içindeki oğluna sesleniyor: “Dik dur oğlum, dik dur!” Açlık ve yoksulluk sınırının ürkütücü boyutlara ulaştığı, üç kişilik bir evde kalan bir üniversite öğrencisinin aylık maliyetinin bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 liradan asgari ücretin de üstüne çıkarak 18 bin 750 liraya yükseldiği Türkiye’de Z Kuşağı ayakta kalmaya, dik durmaya çalışıyor.
Peki ya öğrenci dahi olamayanlar? Türkiye’de 5 milyonun üzerinde Z Kuşağı ne okulda, ne işte. İstediğiniz kadar ‘ev genci’ diye romantize etmeye çalışın, milyonlarca gencin sabah yataktan kalkacak bir amacı yok.
Türkiye’nin Z Kuşağı stresli…
Geçen yıl 61 üniversiteden 43 bin 322 üniversite öğrencisi ve 15 bin 313 çalışanla yaptığımız en güncel araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 47’si, genç çalışanların yüzde 54’ü yaşamlarını çok stresli buluyor.
Türkiye’de liyakat olduğunu düşünen gençler azınlıkta.
Araştırmamıza göre Türkiye’de üniversite öğrencilerinin sadece yüzde 26’sı, genç profesyonellerin de sadece yüzde 16’sı Türkiye’de liyakat kültürü olduğunu düşünüyor.
Türkiye’de yaşları 14 ile 29 arasında değişen 1233 gençle gerçekleştirilen Friedrich Ebert Stiftung’un 2024 Türkiye Gençlik Raporuna göre Türkiye’deki gençlerin sadece yüzde 20’si ülkedeki eğitim kalitesinden memnun. Memnuniyetsizlik en çok 14-18 yaş aralığında görünüyor.
Böyle bir ortamda gençlerin ellerindeki pankartlar, şaka yapmayı değil, acı gerçeği yüzümüze vurmayı hedefliyor: “Vizeleri mi dert ediyorsun, boş ver, diplomanın da garantisi yok!”
Festivallerini, eğlencelerini, itirazlarını, düşlerini, geleceklerini ellerinden aldığınız gençler şimdi toplanıp kendi şölenlerini düzenliyor. Umutsuzluğu umuda çevirmeyen bir şölen. Yüzlercesi tutuklu, binlercesi gözaltında olsa d a korku dağlarına rağmen ses veriyor gençler: “Hiçbir şey böyle yaşamaktan daha korkunç değil.”
Susturmaya, bastırmaya, sindirmeye, korkutmaya çalıştığımız gençler bunlar. Bana sorarsanız kimsenin askeri, aparatı değiller. Dertleri eşitlik, çeşitlilik, hakkaniyet, kapsayıcılık. En önemli dertleri adalet.
“Biz birbirimizi zaten seviyoruz, ülkemiz de bizi sevsin” diyen gençleri mi yeneceksiniz?
Z Kuşağı 85,6 milyonluk Türkiye nüfusunun yüzde 28,4’ünü oluşturuyor. 2028’de yapılacak bir seçimde oy kullanacak Z Kuşağı ise 14 milyon. 6,5 milyona yakın Z Kuşağı ilk kez oy kullanacak. Yani 2028’de bir seçim olması durumunda Z Kuşağı seçmen, toplam seçmen sayısının yüzde 21’ini oluşturacak. Olası bir 2026 erken seçiminde ise toplam oy kullanacak Z Kuşağı 11 milyon, ilk kez oy kullanacak Z Kuşağı 3,8 milyon. Duygulardan değil sayılardan anlayanlar için bu veriyi paylaşmak istedim. Bilmem anlatabildim mi?
Bugünlerde Z Kuşağı’nın çok sık tekrarladığı gibi:
“Nasıl yeneceksin ki?”