Yusuf Karadaş: Saray rejimi, ABD emperyalizmiyle bağımlılık ilişkilerini gizlemeye çalışmakta

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Sırada Türkiye mi var?” sorusunun yanıtı bakımından şu noktalara işaret etmek gerekiyor:

Birinci olarak, bu gelişmeleri Türkiye-İsrail rekabeti üzerinden okumak, yaşanan savaşı ve bölgesel yeniden dizayn politikasının merkezinde ABD emperyalizminin olduğu gerçeğini görmemek anlamına geliyor. Erdoğan ve Bahçeli, savaşı “İsrail’in ABD’yi tahrikine” bağlayarak Saray rejiminin ABD ve NATO’ya bağımlılık ilişkilerinin ve bu savaştaki rolünün üstünü örtmeye çalışıyorlar.

Meseleyi İsrail tahrikine indirgemek, ABD emperyalizminin bu müdahale ile Ortadoğu’dan Hazar ve Orta Asya’ya kadar rakipleri Rusya ve Çin’i geriletmek ve kuşatmak istediği gerçeğini görünmez kılmaya çalışmaktan başka bir anlam taşımıyor. Bunun bir devamı olarak iktidar medyasının Türkiye-İsrail savaşı senaryolarını öne çıkartmaları ve yine her ne kadar iktidara karşıymış gibi görünseler de kimi ulusalcı ve milliyetçi çevrelerin “Sırada Türkiye’nin olduğu” propagandası da bu gerçeği karartmaya hizmet ediyor.

ABD emperyalizmi Ortadoğu’ya 2003’teki Irak müdahalesinden bu yana en büyük askeri yığınağı yapmışken bu karartma çabaları sebepsiz değildir. Çünkü bu savaşın asıl olarak ABD emperyalizminin merkezinde olduğu bir savaş olduğunun kabulü, Gazze’den Suriye’ye Erdoğan rejiminin ABD emperyalizmi ile işbirliği politikasının sorgulanmasını gerektiriyor. Bu gerçek ortadayken bugün bu savaşta tarafsız kalınabilmesi ancak Türkiye’deki ABD ve NATO üslerinin kapatılmasıyla mümkündür.

Yusuf Karadaş’ın yazısı