Yusuf Karadaş: İran'a saldırıları emperyalist güçler arasında egemenlik mücadelesinden bağımsız düşünmek yanıltıcı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün ABD emperyalizminin İran’a ya karşısında diz çökme ya da rejimi çökertme dayatması yapmasının gerçek nedeni propaganda edildiği gibi İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve nükleer silah elde etme tehdidi değildir. Bugün İran’ın tehdit olarak görülmesinin nedeni, bu faaliyetleri Rusya ve Çin ile iş birliği halindeki bir bölgesel güç olarak sürdürüyor olmasıdır. Yoksa şah döneminde Batılı emperyalistlerin kendileri İran ile nükleer iş birliği anlaşmaları yapmışlardı.

Hem Ortadoğu ve hem de Kafkasya-Hazar bölgesindeki enerji kaynakları ve ticaret geçiş yolları (Çin’in Yol-Kuşak projesinin orta kuşağı) bakımından stratejik bir konumda bulunan İran, Çin ve Rusya’nın merkezinde yer aldıkları Şanghay İşbirliği Örgütüne 2021’de ve BRICS’e de 2024’te resmen üye olmuştu. Dolayısıyla bugün İran’a yönelik saldırıları ve bundan sonra olabilecekleri emperyalist güçler arasında giderek keskinleşen egemenlik/paylaşım mücadelesinden bağımsız düşünmek yanıltıcı olacaktır.

Şunu da unutmamak gerekir ki; Ortadoğu’da emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin yüz yıldır bölge halklarına savaş, ölüm ve yoksulluktan başka bir şey getirmeyen müesses nizamının değişmesi yeni emperyalist savaşlarla değil, ancak İran ve bölge halklarının kendi kaderlerini kendilerinin belirleyeceği demokratik, seküler ve barışçıl bir gelecek mücadelesi ile mümkündür.

Yusuf Karadaş’ın yazısı