Yusuf Karadaş: ABD emperyalizminin dayattığı bu politikanın Kürtler için kaçınılmaz sonuçları olacak

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Suriye’de Esad/Baas rejiminin devrilmesi ve geçici yönetimin başına geçirilen HTŞ’nin (Heyet Tahrir eş Şam) hızla ABD-İsrail eksenine entegre edilmesi, İran’ın açıktan hedef alınabilir hale gelmesi bakımından en stratejik hamlelerden biriydi.

Trump, bugün Suriye’deki geçici yönetimin başı Colani’nin Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılması sürecinde de yer almasını istiyor ama bunun için öncelikle Suriye’deki geçici yönetimin Kürtlerin entegrasyon süreci başta karşı karşıya kaldığı sorunları çözmesi gerekiyor.

ABD emperyalizmi bölgedeki yeniden dizayn politikasının başarısı için güçlü-merkezi rejimlere, bu politikada etkili roller üstlenebilecek iş birlikçilere ihtiyaç duyuyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Ortadoğu’da demokratik ve federatif modellerin çözüm olmadığını”, “güçlü liderlik” ve “Monarşik modellerin daha başarılı olduğu” açıklaması da bu ihtiyacın bir ifadesiydi.

ABD emperyalizminin kendi çıkarları temelinde dayattığı bu politikanın bölgede son 20-25 yılda ulusal-siyasal statü mücadelesiyle öne çıkan Kürtler için de kaçınılmaz sonuçları olacağı görülüyor.

Yusuf Karadaş’ın yazısı