Bin yıl sürmedi ama bizi zihnen dönüştürdü: Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik!
Burada başörtüsü-tesettür ilişkisi üzerinden kurduğum cümle, hayatın her alanına uyarlanacak bir cümledir; meseleyi başörtüsü-tesettür meselesine indirgemek istemem.
Aslında dikkat çekmek istediğim nokta şu: Neyin mücadelesini verdik ama nerelere savrulduk?
Tesettürün ruhundan neredeyse eser kalmadığını görünce, biz başörtüsü mücadelesini bunun için mi verdik, diye sormaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. O yüzden yaşadıklarımızın muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz zorlu bir süreçten, her alanda bir çözülme, tefessüh ve yozlaşma yaşadığımız bir tür yok oluş sürecinden geçtiğimizi görmek ve bu süreci nasıl tersine çevirebiliriz, sorusu üzerinde kafa yormak zorundayız.