Türkiye’de asgari ücretin emek üzerindeki baskıyı ikiye katlayan bir işlevi var. Emekçinin ürettiği artı değere el koymakla yetinmeyen baskıcı kapitalist sistem, dayattığı vahşet düzeyinde düşük tutulan asgari ücret seviyesiyle emekten sermayeye doğru bir kaynak aktarımını sağlamış oluyor.
Böylesine önemli bir iş gücü piyasası aracının bu kadar keyfi bir biçimde kullanılmasında, asgari ücretin belirlenme sürecine egemen olan ölçütsüzlük ve Erdoğan rejiminin patronları kayıran müdahaleleri önemli yer tutuyor. Asgari ücret saptanırken iktidar, sermayenin dönemsel ihtiyaçları ve hükümetin siyasal ömrünü uzatma hedefi doğrultusunda hareket ediyor.
Asgari ücret düzeni, işçi sınıfının siyasal mücadelesinin önüne doğrudan ve dolaylı engeller dikti. Dayatılan asgari ücret seviyesi, düşük gelirli nüfusun siyasal tepki vermesini zorlaştıran bir etki yarattı. Bu durum, artan hak kaybı ve adaletsizliklere karşı verilen siyasal cevabın gelişimini yavaşlattı. Yaşanan siyasal tutukluk, mevcut ekonomik krizin sınıf üzerindeki etkisini katmerlendirdi.