Yıllardır beklediğimiz deprem bizi Adana'da buldu

Adana’da yedi yaşındaki kızıyla yaşayan mimar Nihan Dedeoğlu, depremle uyandıktan sonra yaşadıklarını anlatırken, “Toz dumanın kalkmasını bekleyelim” diyor.

Depremden etkilenenler geçici barınma alanlarında konaklıyor. (AA)

NİHAN DEDEOĞLU

Gece 4:17. İlk anda kendimi kızımın yatağına atıyorum. Ranzanın altındayız ve ben ayaklarımla ranzanın üst tablasını tutuyorum. Uykusunun arasında bana korkmamamı tembihliyor. Mantık, akıl, sarsıntı ve gürültüyle gümbürtüye gidiyor. Sanki bir el insafsızca yakamıza yapışmış gibi, alacağını istiyor.

Bir dakikayı geçen bir süre pencelerindeyiz. Sarsıntı biter bitmez kızıma giyinmesini söylüyorum. Otomatik olarak okul formasını giyiyor. Malum, bu çocukların dört saat sonra sıralarına oturmaları gerek normalde.

O sırada kapı çalıyor. Karşıda oturan İranlı komşum titreyerek içeri giriyor. Kendimi unutup onu teselli ediyorum. Kedisi evde kalmış, kapı sıkıştı açamıyor diyor. İkimizin de titremesi geçince o evine, ben de internete giriyorum.

İstanbul depreminden aşinayım. Burası böyleyse merkezi neresi diye bakmaya çalışırken, şiddetli bir artçı sonrası kendimizi sokağa atıyoruz. Birinci katta oturan 102 yaşındaki Cahide teyzenin kızıyla karşılaşıyoruz. Çaresizlik ortada. Yağmur altında abim ve eşini bizi alması için beklerken aklım halen asıl nerede yıkım olduğunda.

Onların bina daha az katlı. Eve girip haberleri açıyoruz. Önce altyazılar sonra görüntüler geliyor bir bir. Sonrası yok. Birçok can için…

Öğlen bu kez android uyarısı geliyor ilk. Bölgenizde 6 üstünde deprem tehlikesi sinyaliyle kendimizi yere atıyoruz. Yine derinden uzun bir sarsıntı. Bu uyarı sadece benim telefonuma geliyor. Aklıma deprem tatbikatı için kasımda gelen mesajlar düşüyor.

Devlet bir acz içinde. Ortalık savaş alanı. Koordinasyon kabusu ve geç kalınan en önemli saatler. İnsan susuz ve aç yaşar ama bir de soğuk yok mu… Bir beceriksizlik ve savrulma halindeyiz. Neye ihtiyaç var, nerede, nasıl yardım edilir? Bilemiyor ve kahroluyoruz.

Vicdan çok şey söylüyor

Hastaneki çocukların ihtiyacı için gerekenleri yolluyorum. Sonrasında whatsapp mesajları yağıyor. Vicdanımız bize daha çok şey yapmamızı tembihliyor. Ama biliyorum önce ısınma, barınma ve su ihtiyacı var.

Bunu da deprem.io adresinden gereksinim duyanlara ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu siteyi kuran gençlere minnet duyuyoruz. 20 yılda yapılamayan birkaç günde kotarılıyor.

Sonsuz borcumuz olanlar var

Halen acılar taze (100 saaten fazla zaman geçti). Kurtulanlar ve biz tüm afet ekiplerine sonsuz borçlu kalıyoruz. Madencisi, belediyecisi, AFAD’ı, Ahbap’ı, yurt dışından gelen onca sivil toplum kuruluşu. Oteller, okullar, sağlıkçılar (bu ülkeden kovuldukları halde kalmayı seçenler), işletmeler… Herkes seferber.

Ancak bizim yardımcı olma refleksimizle yola koyduğumuz onca yardım amacına ulaşır mı? Sanmıyorum. Bu kentlerden ciddi bir göç oldu. Adana bile hayalet kente döndü. Gerisini siz düşünün. Evi, akrabası, işi olmayan insanlar köklerinden koptu. Yurdun dört bir yanına savruldu.

Biz halkız, geliyoruz

Ve yine tekrar ediyorum. Yardımlarımız bu yönetimin beceriksizliğiden çoğunlukla heder oluyor. Biraz sakin olup uyarılara kulak verelim. Evet, vicdanlar sızlıyor ama bazen boşa kürek çekiyoruz.
Bu öyle iki haftada bitecek bir durum değil. Toz duman kalkınca yeniden kuracağız elbette.
Devlet yok olabilir. Biz halkız, geliyoruz…