NUR BANU KOCAASLAN
nurbanukocaaslan@diken.com.tr
Yeni çıkarılan imar yönetmeliğiyle imar değişiklik haklarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayına bırakılmasının hükümetin ‘imar politikalarındaki otoriterleşme ve rant merkezli politikalarının yansıması’ olarak nitelendirildi.
TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ni Diken’e değerlendirirken, “Düzenleme torba yasalarla yerel yönetimlerin yetki alanlarını kırpma ve otoriterleşme sürecinin son halkası” dedi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi de düzenlemeyi, ‘teknofaşizm’ olarak niteledi.
İmar planları da ‘merkeze bağlanacak’, yerel yönetimlerin yetkileri sınırlandırılacak
‘Hükümete bağlı olmayan belediyeler yetkisizleştiriliyor’

Yeni düzenlemeyle, kentlerde kültürel tesis alanlarından, sosyal altyapı bölgelerine; sanayi ve resmi kurum alanlarına kadar imar planlarındaki tüm değişiklik yetkileri Bakanlığa bağlanıyor.
Muhçu, bu düzenlemede amacın hükümete yakın olmayan yerel yönetimlerin kentle ilgili karar süreçlerinde yetkilerini kırpmak olduğunu savundu.
‘Merkezi otorite güçlendiriliyor, yerel yönetimler yetkisizleştiriliyor’
Muhçu, şunları söyledi: “Son yıllarda yerel yönetimlere ait yetkilerin giderek merkezi yönetime devredildiği bir süreç yaşıyoruz. Yerel yönetimlerin ve kamu kuruluşlarının yetkilerine torba yasalarla birer birer darbe indirilmişti. Hükümetin kendi elindeki belediyeler zaten istedikleri planları gerçekleştiriyordu, bu düzenlemeyle amaç hükümete bağlı olmayan yerel yönetimleri, belediyeleri etkisizleştirmek. Merkezi otorite güçlendiriliyor, yerel yönetimler yetkisizleştiriliyor.”
‘Bakanlık önceden hazırlanmış hamleleri devreye sokuyor’
Yerel yönetimlerin plan yetki haklarının merkezi elde toplanması kıyı bölgelerinden, kamu taşınmaz mülklerine kadar birçok alanı riske sokabilir. Yakın zamanda özelleştirme kapsamına alınan İstanbul’da 71, Türkiye genelinde 85 kamu taşınmazının kaderi de bu düzenlemeyle bakanlığa bağlanıyor.
Yargı yoluna gidilecek
Buna dikkat çeken Muhçu, “Özelleştirme kararı alınan kamu mülklerinin plan çalışmaları yapılmaya başlandı. İmarı olmayanlar imara açılacak şekilde düzenleniyor, ticaret amaçlı AVM, rezidans yapımına izin verilerek kamu mülkleri ranta dönüştürülmeye çalışılıyor. Yerel yönetimlerin yetki alanında olan bu mülklerin plan tadilatları da bakanlıkça yürütülüyor” dedi.
Yürütme durdurulamıyor
Mimarlar Odası yakında özelleştirmelere karşı yargı yoluna gidecek. Muhçu tam da bu sebeple bakanlığın uzun süren yargı süreçlerinden önce son imar düzenlemesi gibi daha önceden hazırladığı ‘hamleleri’ devreye soktuğu görüşünde. Muhçu, “Bakanlık böylece kendine göre sunduğu gerekçelerle planlarda istediği değişikliklere gidebilecek” diyor.
‘Hükümet ekonomik krize karşı kamu mülklerini elden çıkarıyor’
Muhçu, sürecin otoriterleşme ve rant sağlama olarak iki ayağının olduğunu kaydederek ekledi: “Hükümet son dönemde ekonomik kriz karşısında ülke kaynaklarına, kamu mülklerine imar izinlerine hız verdi. Bunun tipik örneği, kıyı bölgelerinin yapılaşmasını kendine bağlaması ve son özelleştirme kararları. Bu bölgeler rant amaçlı elden çıkarılacak.”
‘Yönetmelik kanuna aykırı’
Mimarlar Odası Ankara Şubesi de yönetmeliği, “Yağmanın, kültürel ve doğal tahribatın ülke topraklarının her metrekaresine yayılacağı diktatörlük döneminin ve başkanlık sisteminin fiziksel planlamasının yönetmeliği” olarak tanımladı.
Yayınlanan bildiride, yönetmeliğin Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’ndaki gibi teknik olarak 3194 sayılı kanunun üzerine çıkan düzenlemeler yaptığı belirtiliyor. Buna göre, yönetmelik kanunu dayanak almadığı gibi ve kanun maddelerine de hüküm getiriyor. Dolayısıyla aslında böyle bir yönetmeliğin çıkarılması için önce İmar Yasası’nın değişmesi gerekiyor.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin bildirisinde de, “Tüm ülkede her düzeyde geniş kapsamlı-katılımcı-sürdürülebilir ‘mekansal stratejik planlama’ya geçiş için, bakanlıkça düzenlenen Şura çalışmalarında kararlaştırıldığı gibi, önce ilgili yasa değiştirilmelidir” denildi; aksi halde düzenleme tabiri caizse ‘altı kaval – üstü şişhane’ olarak kalacağı kaydedildi.
‘Kıyı alanlar risk altında, metropoliten planlama yok, sonuç Teknofaşizm’
Bildiride, Bütünleşik Kıyı Alanlarıyla ilgili yeni düzenlemelerle hükümete muhalif kıyı bölgelerinin parçalanmasının amaçlandığı savunuldu. Bu alanların ‘bütünlüklü olarak plan süreciyle ele alınarak imar ve rant hareketleriyle parçalanacağı’ dile getirildi.
Öte yandan, yeni planda büyükşehirlerden bahsedilse de Metropolitan Planlama gözardı ediliyor. Yani planda büyükşehirler İl Yasası’na göre tüm ilçelerle birlikte ele alınmıyor. Tüm bunlar karışıklara sebep olan sorunlar olarak göze çarpıyor.
‘Teknofaşizm’
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, tüm planların tek elde toplanmasının ise ‘teknofaşizm’ olduğu görüşünde. Yani en küçük değişikliklerin bile bakanlıkça kontrol edildiği yeni bir döneme girilecek.

