Seçimde HDP’nin oylarının çok üzerine çıkan Selahattin Demirtaş görece bir başarı elde etti. Kürt milliyetçisi bir hareketi marjinal sola açarak açılım yapmayı deneyen ve başarılı olamayan HDP, Demirtaş’ın adaylığıyla bu başarısızlığı bir nebze de olsa telafi etti.
Bu görece başarıda Demirtaş’ın sergilediği profil kadar diğer muhalefet adayının yetersizliği ve zayıflığı da etkili oldu. İhsanoğlu’na oy vermeyi içine sindiremeyen bazı solcu ve liberallerin oyu Demirtaş’a kaydı.
Sola açılmak ile muhafazakar Kürtlere açılmak arasında tercih yapan ve stratejisini hükümet karşıtı cephenin sol bloğuna seslenmek üzerine kuran Demirtaş HDP’nin hiç oy alamadığı bazı çevrelerden destek üretebilmeyi başardı.
Demirtaş’ın bu durumu yanlış yorumlaması ve ulusalcı-statükocu bloğun rüzgarıyla büyüdüğü yanılgısına kapılması çözüm sürecine çok da sempatiyle bakmayan bu çevrelerin körüklediği farklı eğilimlere prim vermesine sebep olabilir.
Çözüm sürecini destekleyen iki adayın aldığı yüzde 62 oy oranı bir yönüyle sürece verilen destek olarak da okunabilir.
PKK sempatizanı olan kitle kampanya sürecince Demirtaş’ın fazlaca Kürtlük vurgusu yapmamasını veya örgütsel hedeflere değinmemesini görmezden gelmeyi, bir nevi dondurmayı tercih etti. Bundan sonra Demirtaş’ın aynı profili sürdürüp sürdürmeyeceği de PKK ve HDP kitlesinin bu yeni görünüme ne kadar tahammül gösterip göstermeyeceği de merak konusudur.