Son dönemde palazlanan ve ülkeyi yönetmek için siyaset mühendisliğine soyunan neo-vesayetçi anlayışın girişimleriyle çalkanan sancılı bir dönem yaşadık. Devlet gücünü kullanarak ve hukuk içindeymiş gibi görünerek haksızlık üretmek; yargı ve güvenlik bürokrasisini kötüye, gayrı meşruya, haksızlığa alet etmek bir dönemin ana felsefesi olarak görülebilir.
Ortada devlet var, hukuk var ama, amacından saparak kötülük üreten bir anlayış var. Meşruiyet çizgisindeymiş gibi görünerek kötülük yapmak, hukuk içindeymiş ve hukuk için uğraşıyormuş gibi görünerek haksızlık üretmek geçmişte münferit hadiselerle görülen bir durumdu. Ama son zamanda bu habis durum sistematik bir hal aldı.
Bunların adalet diye bir derdi yok. Bunların hak-hukuk diye bir kaygısı yok. Bunların memleket diye bir duyarlılığı yok. Bunların ahlak diye bir ölçütü yok. Bilgi kırıntıları üzerine yalan senaryo uyduruyorlar. Münferit hadiseler üzerine örgütsel hadiseler bina ediyorlar. Cüz’i yanlışların üzerine külli yanlışlar bina ediyorlar. İnsanların hayatlarını, kariyerlerini, izzet ve şereflerini bitiriyorlar. Ne vicdan tanıyorlar, ne insaf biliyorlar.