ABD’nin en etkili ve saygın gazetelerinden The Washington Post, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert eleştiriler yönelten bir başyazı yayımladı.
Erdoğan’ın Gezi eylemleri ve yolsuzluk soruştuması sırasında demokratik ilkelerden uzaklaştığını dile getiren gazete, ‘Yeni Türkiye bu mu?‘ diye sordu.
Başyazının tam metni şöyle:
‘Dünyaya bakışı sorgulanıyor’

Erdoğan, oyların yüzde 51,7’sini alarak ülkenin ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı. Türkiye’nin zaten 12 yıldan beri lideri olan Erdoğan, ‘yeni‘ bir Türkiye’yi inşa etmek istediğini ilan etti. Seçimden sonra da, derin biçimde kutuplaşmış ülkenin tümünün taleplerine saygı göstermeyi vaat etti.
Fakat son dönemdeki eylemleri, Erdoğan’ın demokrasiye yaklaşımı ve Türkiye’nin ötesindeki dünyaya bakışının sorgulanmasına yol açtı. ‘Yeni Türkiye‘ eskisinden farklı mı olacak?
‘Hitler benzetmesi yakışık almadı’
NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye, son yıllarda ciddi mesafe aldı. Bölgenin diğer yerlerindeki bazı aşırılıkçılardan uzak duran laik bir Müslüman ülke olan Türkiye, hem Ortadoğu’da hem Avrupa’da hayati bir rol oynayabilir ve oynamalıdır da.
Bununla birlikte, Erdoğan’ın değişken ve rahatsız edici davranışları bu yöndeki arzuların altını ciddi bir biçimde oydu.
Gazze’deki ihtilaf sırasında İsrail’e yönelttiği eleştiriler abartılıydı. İstanbul’daki bir mitingde, İsrail’in ‘akıttığı kanda boğulacağını’ söyledi ve Yahudi devletinin hedeflerini Hitler’inkilerle karşılaştırdı.
Bu, devletin başındaki bir isim için itici ve yakışıksız bir açıklamaydı. Ayrıca Türkiye Erdoğan’ın yönetiminde, şu an İslami bir halifelik kurmak umuduyla Suriye ve Irak’ı yok etmekte olan kötücül militanları çok uzun süre ağırladı.
‘Gezi’yi şahsi hakaret olarak gördü’
Erdoğan, herhangi bir demokrasinin dayanağını oluşturan ifade ve toplanma özgürlüğü gibi değerleri paramparça eden adımlar da attı.
İstanbul’daki Taksim Meydanı’nda geçen yıl protestolar patlak verdiğinde, Erdoğan’ın hükümeti ölçüsüz bir güçle müdahale etti. Bazı eylemciler öldürüldü ve binlercesi yaralandı.
Bu, protestoları ifade özgürlüğünden ziyade, şahsi hakaret olarak gören bir liderin tepkisiydi.
‘Yeni’ ülke bu mu?
Türkiye ayrıca gazetecilerin hapse atılması ve sindirilmesinde dünyadaki en kötü sicillerden birine sahip.
Aralık ayında büyük bir yolsuzluk skandalı patlak verdiğinde, Erdoğan’ın oğluna yüksek miktardaki nakit parayı saklamasını söylediği ses kayıtları ortaya çıktı. Erdoğan kayıtların sahte olduğunu söyledi ama Türkiye’deki sosyal medya adeta ‘bayram etti‘.
Erdoğan ve hükümetini eleştirenler yolsuzluk iddiaları hakkında Twitter’da özgürce yazdı; ses kayıtları Youtube’da paylaşıldı. Erdoğan’ın tepkisiyse, bu iki sosyal medya mecrasını da kapatmak oldu. Erdoğan’ın sözünü ettiği ‘yeni’ ülke bu mu?
‘Anayasayı değiştirmeden önce demokrasi vurgusu yapmalı’
Erdoğan, cumhurbaşkanlığını daha güçlü bir makam haline getirecek biçimde güçlendirme isteğini hiç saklamadı. Anayasayı değiştirmekte başarılı olup olamayacağı henüz belli değil.
Ancak bu yönde bir girişimde bulunmadan önce, Erdoğan’ın demokrasinin temel ilkelerine saygı duyduğunu göstermesi gerekiyor.
Aksi halde, cumhurbaşkanlığına verilecek daha fazla yetki tek bir adamı güçlendirmek için kullanılacaktır. Ve bu, Türkiye’nin çıkarına uygun değil.