Dışımızdaki güçler arasında ayrım yapmaksızın hepsine muhalefet etmek ve hepsiyle birlikte yürümemizi sağlayacak bir taktik planı onlara önermek “pozitif muhalefettir.”
Bu muhalefet kimin haksız, kimin haklı olmasından bağımsız olarak şu suçlamayı yapmalıdır:
AKP’nin rakibini tasfiye amaçlı başlattığı operasyonlar ve tutuklamalar ile Yeni Parti’nin buna karşı erken seçim amaçlı kampanyası kronik ekonomik krizi kaosa dönüştürmüş ve süreç içinde tırmanan darbe seçimsiz diktatörlük tehlikesine yol açmış ve ülkenin ABD ve İsrail’in zorlamasıyla İran’a ve Yemen’e karşı savaşın eşiğine gelmesine neden olmuştur.
Bu iki partinin arasındaki kavga Türk ve Kürt halkları arasında yüz yıldır süren savaşlara son verecek olan barış fırsatını tehlikeye sokmuştur.
AKP ve Yeni Parti, bu kritik aşamada, aralarındaki iktidar kavgasını, müzakere sürecinde sonuç alınıncaya kadar ertelemelidirler.
En kısa zamanda “silahsızlanma ve siyasallaşma” gereği sadece PKK mensuplarının özgürlüğüne yol açacak olan “fiili ve şarta bağlı kısmi af” yasasını, tecavüz, kadın cinayetleri, çocuklara karşı cinsel suçlar dışında kalan tüm hükümlü ve tutukluları kapsayacak ölçüde genişleterek hukuki eşitliği gerçekleştirmelidirler.
Yine en kısa zamanda her iki parti, üçüncü dünya savaşının yeni aşamasında ABD-İsrail ile İran-Yemen arasındaki savaşta Türkiye’nin “tarafsızlığını” ilan etmelidirler.
“Genel af” ve “tarafsızlık” şu anda tüm diğer ekonomik, sosyal, politik ve kültürel sorunları müzakere süreci boyunca çözmenin olmazsa olmaz iki stratejik adımıdır. Genel af yasası tırmanan darbe sürecini durdurur ve seçimsiz diktatörlük ihtimalini bertaraf eder ve “tarafsızlık” ülkenin savaşa sürüklenmesini önler.