Veysi Sarısözen: Saray'ı mücadele temposunu düşürerek 'çözüme' teşvik etmek mümkün değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ne yazık ki, şu ana kadar ortada devletin ve iktidarın çözüme dönük herhangi bir adım atacağına dair hiçbir işaret, hiçbir somut adım ve niyet yoktur. Çözümsüzlük karşı karşıya olunan tehlikeleri kat ve kat büyütmektedir. O halde hiç kimse “belki çözüm olur” beklentisiyle yürüttüğü mücadele yolunda tereddüde düşmemelidir. Tam tersine bu mücadeleyi daha kitlesel ve etkili bir şekilde yeni aşamalara taşımalıdır. Çünkü eğer devlet içinde bir “çözüm” eğiliminin zerresi varsa, bu, DEM Parti’nin parlamenter alandaki ve PKK’nin savaş alanlarındaki mücadelesinin bir sonucudur.

Bu açıdan CHP’nin 31 Mart seçimlerinden sonra izlediği “yumuşama” çizgisini eleştirmeye devam etmek gerekir. Bu partinin medyadaki sözcüleri kendi partilerinin izlediği çizgiye, “Erdoğan dördüncü defa aday olsun” laflarına  bakmadan, ortada en küçük bir işaret olmadığı halde DEM Parti’nin “yeni anayasayı” destekleyerek Erdoğan’ın yeniden aday olmasına “yardım” edeceği yolunda dedikodu yapmaktadırlar. Oysa DEM Parti tabanı “seçim hemen şimdi” diyen bir tabandır. CHP ise erken seçimi hala hafife alıyor. “Geçim yoksa seçim” sloganıyla olmuyor. “Ya seçim ya da TBMM’yi boykot” dediğiniz gün Saray yelkenleri suya indirecektir. Saray’ı mücadele temposunu düşürerek “çözüme” teşvik etmenin mümkün olmadığı açıktır. Tam tersine eğer Erdoğan-Bahçeli iktidarı güçlü bir erken seçim kampanyası karşısında kalırsa, iktidarı kaybetmemek için halkın taleplerine boyun eğmek zorunda kalacaktır. Bu taleplerin başında da Kürt sorununda çözüm talebi gelecektir.

Türkiye’nin sorunu iktidarla muhalefetin parlamentodaki ilişkilerinde “üslup düzeltmesi, tansiyonun düşürülmesi, nezaket” ve benzerleri değildir. Tutuklamalar, şiddet, işkence, DEM Parti’yi ve tüm muhalefeti tehdit siyasiler arasındaki kürsü kavgaları yüzünden olmuyor. Saray iktidarının demokrasiye düşmanlığından oluyor. Siyasiler arasındaki ağız dalaşlarına son verecek olan, sokakta iktidarın saldırılarına karşı direnmektir. Ancak o zaman siyasette “edep-erkan” gerçekleşir.

Veysi Sarısözen’in yazısı