Yabancı ve yıldızlı bir lokantada soğan doğramış ve ‘vakumda tavuk pişirme’yi görmüş genç şeflerin inanılmaz havaya girdiği, kendilerini Picasso gibi gördüğü bir döneme giriyoruz. Sadece bizde değil tüm dünyada… Tavsiyem, geleceğin ‘yeni Anadolu mutfağı’ öncülerinin Anadolu’yu dolaşıp karafırın önünde terlemeleri, kuzine nasıl kullanılır görmeleri, Ege ve Karadeniz otlarını tanımaları ve ince hamur açma, bütün balığı veya eti en iyi şekilde parçalara bölme gibi teknikleri öğrenmeleri. Ben gelecekte ‘yeni Anadolu mutfağı’ arayışının hem bellekte hem damakta iz bırakan bir hikâyeye doğru evrilebileceğini düşünüyorum.