“Güzel dinimizi kirletiyorlar” diyenleri tatmin edebilecek bir ‘seleksiyon’ süreci de yaşanabilir belki. Ancak asıl gerçek, iktidarın bizzat yolunu açıp teşvik ettiği ‘dindar-kindar nesil’ veya ‘kültürel hegemonya’ ihtiyacına dönük ‘simbiyotik’ (birbirine bağlı, yaşamsal) ilişkinin süreceğidir. Bu gerçek değişmez.
Tarikatler ve cemaatler Türkiye açısından bir teoloji tartışması konusu değildir. Onlara karşı mücadele, laikliği esas alan bir mücadele alanıdır ve demokrasi ve iktidar mücadelesinden koparılamaz.