Ural Aküzüm: Her şey 'çağ atlıyoruz' havası veriyor ancak devletlerin yaklaşımı şaşırtıcı biçimde tanıdık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünya baş döndürücü bir hız­la dönüşürken, son kırk yılda ‘değişmez gerçekler’ olarak be­nimsediğimiz pek çok ilke bugün giderek etkisini yitiriyor.

1980 sonrası küreselleşmenin merkezindeki temel varsayım ise şuydu: “Devlet ne kadar geri çe­kilirse, ekonomik düzen o kadar etkin işler.” Sermayenin engelsiz hareketi, üretim ve tedarik ağları­nın gezegenin her noktasına yayıl­ması ve kamunun sadece hakem rolüne sıkıştırılması bekleniyor­du.

Bugün tablo tamamen değişti: Devlet sahneye yeniden çıktı. Da­ha görünür, daha aktif ve ekono­mik-stratejik tercihlerde belirle­yici bir aktör haline geldi.

Uzun yıllar piyasa mantığının belirleyici olduğu dönemde, dev­letler çoğunlukla düzenleyici bir rol üstleniyordu. Oysa bugün tablo değişti. Güvenlik temelli ekonomi politikaları, stratejik özerklik ara­yışları, teknoloji-yatırım rekabe­ti ve arz güvenliği kaygıları devle­tin yeniden merkez aktör olmasına neden oldu.

Yapay zekâ, veri ekonomisi, siber güvenlik… Her şey “Çağ atlıyoruz” havası veriyor. Ancak devletlerin bu alanlara yaklaşımı şaşırtıcı bi­çimde tanıdık. Her ülke kendi ve­risini sınırlandırıyor, kritik tekno­lojilerde yerli ekosistem kuruyor, hatta internetin sınırları yeniden çiziliyor.

Bugün yaşadığımız dönüşüm, ‘yeni bir dünya düzeni’nden ziya­de, tarihin döngüsel ritminin ge­ri dönmesidir. Devlet yeniden güçlenirken, piyasa daha temkin­li hale geliyor; güvenlik, verimlili­ğin önüne geçiyor. Modern araçla­rımız farklı olabilir—yapay zekâ, veri ekonomisi, dijital altyapılar… Fakat düşünsel zemin şaşırtıcı bi­çimde eski.

Ural Aküzüm’ün yazısı