Ünlü iç giyim markası 'Victoria's Secret' belgesel oldu: Melekler ve Şeytanlar

Victoria’s Secret: Angels and Demons adlı yeni belgesel dizisi, yakın dönemin en popüler iç giyim markasının yükselişini, karanlık yüzünü ve düşüşünü anlatıyor.

Bir marka adı hiç bu kadar manidar olmamıştı. Victoria’s Secret’ın (Victoria’nın sırrı) hikayesinde bugüne kadar üzerinde yeteri kadar durulmamış pek çok karanlık sır var. Yönetmen Matt Tyrnauer’ın yeni belgeseli, markanın moda, seks, güç, parayla sıkı sıkıya bağlı hikayesini anlatıyor.

The Guardian gazetesi, bugün Hulu v ‘de ve Paramount +’da ilk bölümü yayınlanacak belgeselden bahsettiği yazıda, ‘kadınların cinsellik yoluyla güçlenmesinin çığırtkanlığını yapan parıltının arkasındaki çalışanlara ve modellere yönelik zorbalık ve taciz iddialarına, yöneticilerin kapsayıcı modeller oluşturma konusunda isteksiz ve yetersiz kaldığına, markanın eski CEO’su Les Wexner’ın seks suçlusu Jeffrey Epstein’le kurduğu yakın bağlara’ değindi.

Aptalca bir fikirdi ama işe yaradı

Yönetmen Tyrnauer, Victoria’s Secret’ın radarına girişinin çok yeni olduğunu söylüyor: “2019’da bazı Victoria’s Secret modelleri sosyal medyada isyan etmeye başladı. Daha öncesinde markaya gerçekten hiç dikkat etmemiştim.” O güne kadar markanın pazarlama stratejisinin bir parçası olan ‘Melekler’den bile haberi olmamış: “Duyduğum en kötü, en aptal, en aşağılayıcı, gerici, geriye dönük pazarlama fikri, diye düşünmüştüm. Ama belli ki zamanında çok da işe yaramış.”

Melekler ve Jeffrey Epstein

Belgeselin en çarpıcı noktalarından biri, bugün 84 yaşında olan Lex Wesner’ın, 2019’da seks suçlusu olarak cezasını çektiği hücresinde ölü bulunan Jeffrey Epstein’le kurduğu yakın ilişki. Epstein 1997’de Victoria’s Secret’ın ‘yetenek avcısı’ olarak kameralara poz verdiğinde, nüfuzlu erkeklerin genç kadınlara erişimini sağlayan bir seks suçlusu olduğu kamuoyu tarafından henüz bilinmiyordu. Ancak ‘Lolita Express’ olarak bilinen ve genç kadınları erkeklere taşıdığı özel jet Les Wexner’a aitti. (Geçen yıl Victoria’s Secret’tan ayrılan Wexner, belgeselde yer almayı reddetmiş.)

‘İdeal kadın bedeni’ ve #MeToo sonunu getirdi

Victoria’s Secret’ın düşüşü, bütün varlığını borçlu olduğu ‘ideal kadın bedeni’ mitinin çökmesiyle başladı. Tektip beden estetiğine tepki olarak gelişen beden olumlama hareketi, cinsiyet ve ırk konusunda tüketiciden gelen çeşitlilik talebi markanın imajını zedeledi. Tacize uğrayan kadınların ifşa etiketi MeToo hareketi tabuta son çiviyi çaktı.

Victoria’s Secret geçen yıldan beri kendine yeni bir hikaye yazmaya çalışıyor. Futbolcu Megan Rapinoe ve Hintli oyuncu Priyanka Chopra Jonas’ın da aralarında olduğu geniş bir çeşitlilik yelpazesinde sözcülerle işbirliği yapıyor. Peki çabaları işe yarar mı? Kimilerine göre bu da çağın gereklerine uygun daha modern bir bir ‘pazarlama’ yöntemi.

Matt Tyrnauer belgeselde, ‘pazarlama faaliyetlerinin çirkin gerçekleri nasıl gizlediğini göstermek istediğini’ söylüyor: “Bazı şeylerin nasıl olup da bizi böylesine baştan çıkardığını anlamaya çalışmalıyız. Bakmamız gereken yer burası.”