Umur Talu: Sahi rehinelerimize ne oldu?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gazeteciler, sık sık ”kelle almak” deyişini kullanır…Başkaları için.

Ama ”Başbakan kelle aldı… Filanca kelle istedi…” gibi ifadelerle, baskıyla işten atılmalarda, kendileri için de.Mecazın şiddeti ile gerçeğin şiddeti arasındaki farkı Işid cümle aleme gösteriyor:Hakikaten gazeteci kellesi alıyor…Bildiğin, gazeteci kafası kesiyor! Mecazda işinden oluyor, ama sağ kalıyorsun (Ki Türkiye’de bir zamanlar bunu söylemek de zordu; öldürülen onca tanınmış gazeteci ve Güneydoğu’da faili meçhulle canı alınmış onca şöhretsiz gazeteciyi unutmamışsanız)…Hakikatte ise, işinden olmuyorsun ama…

Şimdi laf lafı açıyor ya, çünkü bu Dışişleri öyle zengin derya…Sahi rehinelerimize ne oldu? ”Rehinelerimiz” derken, bizim verdiğimiz, Işid’in aldığı.Yani bizim rehinelerimiz ama Işid’in rehineleri! Çocuklar da var hani. Çünkü bizi dinleyen, sözümüzü değil, konuştuklarımızı dinleyen Almanya kendi rehinelerini hemen almıştı… Biz dinlendiğimiz için pek acele etmiyoruz! Rehine haberlerine hala sansür var ülkemizde. İnanabiliyor musun Mesut Özil? Böylece haber yok, fiilen rehine yok ama işin tuhafı hükümet kendini de sansürlemiş; o da artık tek kelime etmiyor. Ne rehineler için, ne de Işid için. Oysa şu sıra Işid’in elindeki kimyasal silahlar dahi konuşuluyor endişeyle.

Umur Talu’nun yazısı