Havalimanı Katliamı, henüz dört, beş yıl önce dünyanın ‘cennet’ sayabildiği Türkiye’nin, yurtta savaş cihanda savaş ile nasıl bir cehennem haline geldiğinin son kanlı kanıtı.
Ajanslar canlı bombanın üzerine atlayan bir ‘kahraman polis’ten (veya ‘güvenlik görevlisi’nden) söz ediyor. Öyleyse, helal olsun ona.
Ama hepimizin de devletteki, istihbarattaki, güvenlikteki, ‘terörist ayrımı’ndaki zaaflardan söz etmemiz gerekiyor.
Bu, katliamlarda öldürülen onca insana hepimizin borcu. Lanet olsun katliamseverlere… Lanet olsun katliamcılara… Lanet olsun katliamcıları ayırmış olanlara!
Neden bütün dünya Türkiye’yi, Atatürk Havalimanı’ndan Ceylanpınar’a, ‘Işid trafiği’ ile anıyor? Neden polis katleden ‘tutuklu’ Işid’ciler, bir kez bile mahkemeye getirilmeden mahkum oldular? Neden bu mahkumiyet ‘terör örgütü’nden değil de, ‘güvenlik güçlerini öldürme’ suçundan verildi?
Bu soruların cevaplarını, vicdanı, utanması olan her devlet yetkilisi verebilmeli. Bu sorular, bu acılar, bu kan gölü, bu cehennem önce onları utandırmalı çünkü! Onlar utanmıyorsa da biz, hepimiz artık çok çok utanmalıyız.