Bir yanda ‘terörsüz Türkiye’ süreci var; bir tarafta ‘muhalifsiz Türkiye’ süreci sürüp gidiyor.
Bir yanda ağır suçlara bile ‘örtülü af’ süreci başlıyor; bir tarafta “Affetmem asla seni” yargısı tam gaz.
Bir yanda “Tamam, unutalım; barış, kardeşlik, dayanışma” süreci; bir tarafta ‘nefret, kin, intikam’ hukuku paldır küldür.
Osman Kavala’dan Can Atalay’a, Çiğdem Mater ve Tayfun Kahraman’dan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a, gazeteci Furkan Karabay’dan Fatih Altaylı’ya, belediyedeki ‘ana muhalefet’ten sokakta ses veren ‘muhalif ana’ya, gence; ‘barış, kardeşlik, dayanışma, demokrasi, hukuk devleti’ kendini ispatlayıp duruyor.
Bütün o kıymetli kavramlar öncelikle vicdan, kamu vicdanı ve hakiki adalet ile adalet duygusuyla beslenir.
Ya gerçekten beslenir ya da ağızda bile kurur gider zaten!