AKP iktidarı ilk yıllarında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşıydı. Ancak Erdoğan, 6-8 Ekim 2014’deki Kobani eylemleri nedeniyle 50’den fazla yurttaşın ölümünden HDP‘yi ve eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı sorumlu tutarak parlamentoya dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısı yaptı. Kılıçdaroğlu CHP’nin böyle bir değişikliğe destek vermeyeceğini açıkça söyledi. Ancak daha sonra katıldığı bir televizyon programında içlerine sinmese de bu değişikliğe destek vereceklerini söyledi.
Değişiklikten sonra ne oldu diye soracak olursanız beklenen oldu. CHP’li Enis Berberoğlu ve HDP’li Leyla Güven ile Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri haklarındaki kesinleşmiş yargı kararının TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla düştü. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra özellikle HDP’ye yönelik tutuklama operasyonları başladı. Dokunulmazlığının kaldırılması nedeniyle, MİT tırları davasından yargılanmasına devam edilen ve 25 yıl hapis cezasına mahkum edilen CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, 14 Haziran 2017’de tutuklandı. Kılıçdaroğlu, kararı protesto etmek için Ankara’dan İstanbul’a ‘Adalet Yürüyüşü’ başlatma kararı aldı.
Yürüyüşünü Demirtaş’ın bulunduğu Edirne Cezaevi’ne kadar uzatmayan Kılıçdaroğlu kırmızı çizginin farkındaydı.
Siyasi partiler tekçi-despotik rejimin zihniyet labirenti içinde, dar bir alanda, siyaset üretmeden, ‘mış’ gibi yaparak, birbirlerinin iktidarlarını, güçlerini ve çıkarlarını karşılıklı olarak besliyorlardı. İktidar ve muhalefet hakikati bilseler de faşist dairenin dışına çıkma cesaretini gösteremiyorlardı. Siyasi etik kaygısı taşımayan siyaset kadrosu liderlerin iktidarlarının ömrünü uzatma hedefine kilitlendiğinden, siyaset çözüm üretme yeteneğini kaybetmiş, entellektüel beyin darmadağın edilmiş, rejim kırmızı çizgilerini kalınca çizmiş, siyaset çözüm üretemez hale gelmiş durumda.