İleri yaşla birlikte beyinde bazı doğal değişimler yaşanır -işlem hızında hafif bir yavaşlama, bazı bellek görevlerinde küçük düşüşler gibi. Ancak bu değişimler, herkeste aynı hızda ya da şiddette ilerlemez; genetik yatkınlık kadar yaşam tarzı da bu süreçte belirleyici bir rol oynar. Aktif, sosyal olarak bağlı, zihinsel açıdan uyarılmış ve fiziksel olarak hareketli bir yaşam biçimi, beynin işlevsel kapasitesini ileri yaşlara kadar korumasına önemli katkı sağlar.
Beynimiz, yaygın inanışın aksine, çocuklukla sınırlı bir gelişim süreci yaşamaz. Yapısal olgunlaşma -özellikle prefrontal korteksin tam gelişimi- yirmili yaşların ortasına kadar sürerken, nöroplastisite ve nörogenez sayesinde beyin yaşam boyu değişime ve öğrenmeye açık kalır. Bu bakış açısı, beyin gelişimini yalnızca çocuklara özgü bir konu olmaktan çıkarır ve her yaştan insan için geçerli, umut verici bir gerçeğe işaret eder: doğru alışkanlıklarla beslendiğinde beynimiz, hangi yaşta olursak olalım, gelişmeye devam edebilir.