Tutuklu Cumhuriyet'çi Atalay'dan 'adalet nöbeti'ne: Koyu karanlıkta parlıyorsunuz

 

Tutuklu Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, adliyede nöbet tutan avukatlara hitaben mektup yazdı: “Cesaret ve umut aşılayan demokrasinin ve hukukun bekçileri olarak bu koyu karanlıkta ışıl ışıl parlıyorsunuz…”

Fotoğraf: DHA

Cumhuriyet operasyonunda tutuklanan gazetenin yöneticilerinden avukat Bülent Utku, Akın Atalay ve Mustafa Kemal Güngör’e destek için bir grup avukat, İstanbul’daki Çağlayan Adliyesi’nde ‘adalet nöbeti’ne başlamıştı.

Atalay, Cumhuriyet’te yayınlanan mektubunda, Türkiye’de yargının çöktüğünü, adaletin tükendiğini, hukukun enkazının kaldırılmaya çalışıldığını ifade etti.

Hürriyet yerine esaretin hüküm sürdüğünü, insaf, hakkaniyet, iyi niyet, vicdan ve adaletin unutulduğunu anlatan Atalay, “Haksızlık, kötü niyet, karalama, ihbarcılık, yalan, zulüm ve zorbalık geçer akçe oldu… Savcılık, hâkimlik, mahkemeler adalete değil, iktidara hizmet eden kurumlara dönüştü… Zamane muktedirlerine karşı çıkan, eleştiren her kim olursa olsun izole ediliyor, direnenler hapsediliyor…” dedi.

Cesaret vurgusu

‘Haksızlığa, zulme uğrayanın sığınağı olması gereken adalet saraylarının, insanların önünden, yakınından geçmeye bile korktuğu, ürkütücü mekanlar olduğunu’ savunan Atalay, avukatlara “Bu alacakaranlığa, bu ağır ve olumsuz koşullara karşın sizler cesaretle adalet nöbeti tutuyorsunuz” sözleriyle seslendi.

‘İyi ki varsınız’

Atalay, şöyle devam ett: ‘Hukukun Diyojenleri’ olarak yılmadan, ısrarla adaleti arıyorsunuz. Cesaret ve umut aşılayan demokrasinin ve hukukun bekçileri olarak bu koyu karanlıkta ışıl ışıl parlıyorsunuz… Sizlerin sayesinde umudumuz hep taze, hep canlı… Her ihtiyaç duyulduğunda, ‘İşte buradayız!..’, ‘Yalnız değilsiniz!..’ diyen sesiniz, hücremizin duvarlarını aşarak bize ulaşıyor. İyi ki varsınız. Sağolun, varolun…”

Ne olmuştu?

Cumhuriyet’in yazar ve yöneticisi 13 kişi 31 Ekim 2016’da ‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ ve ‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmak’ gerekçesiyle gözaltına alınmış, gazetenin yayın yönetmeni Murat Sabuncu dahil 10 kişi tutuklanmıştı.

Son olarak gazetenin muhabiri Ahmet Şık, ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Cumhuriyet soruşturması sonunda hazırlanılan iddianamede, gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülmüştü.

İddianamede, Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesinin ardından gazetenin ‘FETÖ/PDY,’ PKK/KCK ve DHKP-C lehine çalışan bir yayın organına dönüştüğü savunulmuş, gazetecilerin ‘FETÖ’nün mesajlaşma programı olduğu öne sürülen ‘ByLock’ kullanıcılarıyla görüştüğü iddiaları yer almıştı.

Bitmeyen döngü: AİHM’e başvuran Şık kendi kararını emsal gösterdi

‘Kuruluş felsefesine aykırı bir yönetim’: Cumhuriyet Vakfı seçimi iptal edildi

Cumhuriyet yazar ve yöneticilerine 43 yıla kadar hapis istenen iddianame kabul edildi