Coca-Cola mı futbola ihtiyaç duyar, yoksa futbol mu Coca-Cola’ya? Kısa vadede bakarsak, futbol dev organizasyonlarını finanse etmek için sponsorlara ihtiyaç duyar. Ama uzun vadede gerçek daha karmaşık:
Futbol, duygunun kaynağıdır.
Coca-Cola, o duygunun dağıtıcısıdır.
Kaynak olmadan dağıtımın anlamı yoktur ama dağıtım olmadan kaynak küreselleşemez.
Bu bir bağımlılık değil; bu bir simbiyozdur. Ancak güç dengesi giderek değişmektedir. Çünkü bugün oyunun kurallarını yazan, sahadaki oyuncular değil; finansal aktörlerdir.
Hakem son düdüğü çaldığında soralım kendimize: Duygularımız kime ait? Çocukluğumuzda bir şişeyi paylaşırken hissettiğimiz şey gerçekti. Bugün aynı şişeyi tutarken hissettiklerimiz ise büyük ölçüde kurgulanmış olabilir.
Coca-Cola bize “Feel It All” diyor: her şeyi hisset. Ama belki de asıl mesele şu:
Hissettiklerimiz gerçekten bize mi ait, yoksa çoktan şişelenip satılmış duygular mı?
Futbol hâlâ dünyanın en güzel oyunu olabilir. Ama o oyunun etrafında kurulan ekonomi, artık sadece oyunu değil; bizim neyi, ne zaman ve nasıl hissedeceğimizi de yönetiyor.
Ve belki de artık sormamız gereken en dürüst soru şu:
Biz hâlâ futbol mu izliyoruz, yoksa duygularımızın küresel pazarda işlem gördüğü bir sahnenin parçası mı olduk?