'Kim ödeyecek': Hesabı bölüşmeyi neden bırakmalısınız?  

Yeni bir araştırmaya göre hesabı bölüşüp bölüşmeme konusundaki yaklaşımınız mutluluğunuzu etkiliyor.

Fotoğraf: AA

Diyelim bir arkadaşınızla sinemaya gittiniz. Tabii bileti salona girmeden ödemeniz gerekiyor. Bakıştınız ve bir kovboy filminde gibi iç cebinizdeki cüzdanlara davrandınız. Artık ‘kim ödeyecek’ sorusu filmin havasını bile değiştirebilir.

Bazı durumlarda, o dönem sıkışık bile olsanız, ortak bir deneyimin tüm masrafını üstlenmek sizi hakikaten daha mutlu kılabilir. Fakat bazı istisnalar var. 

The Independent’ın haberine göre hesabı üstlendikten sonra mutluluğunuz büyük ölçüde ilişki türlerine yüklediğimiz normlara ve beklentilere göre şekilleniyor. 

Deneyim ekonomisi

Psikoloji araştırmalarına göre insanlar sıkışıkken, deneyimden çok eşyaya para harcamayı seçiyor.

Fakat başka bir çalışmaya göre örneğin Avusturyalılar yaşam pahalılığı varken bile deneyimi tercih ediyor.

Eşyaya kıyasla mutluluğu daha çok artıran deneyim, bir hizmet almanın yanısıra unutulmaz anılar yaratmak meselesi. 

Nitekim insanlar giderek hizmet değil, hatıra satın almayı tercih ediyor. Yani bir ürünle eve dönmektense, bir etkinlikte ya da ilginç bir mekanda vakit geçirip anlatılmaya değer anılarla eve dönmeyi daha cazip buluyorlar.

Deneyimleri başkalarıyla paylaşmamız ve insanlarla bağ kurma fırsatı bulmamız bu cazibeyi artırıyor. 

Tabii kiminle gittiğimiz, sohbetin niteliği ya da karşımızdaki kişinin ilgi alanlarına aşinalığımız deneyimden alacağımız hazzı ve mutluluğu belirleyebiliyor.  

Peki para harcamanın kaçınılmaz olduğu ortak deneyimlerde ‘kim ödeyecek’ sorusu mutluluğu nasıl etkiliyor?

Sinemaya gitmek

2 bin 640 kişiyle yürütülen üç deneyde katılımcılara bir senaryo verildi: En yakın arkadaşları ya da bir tanıdıklarıyla sinemaya gideceklerdi. 

Katılımcıların yarısına masrafı bölüşecekleri, yani yalnızca kendi biletlerini ödeyecekleri söylendi. Diğer yarısınaysa tüm masrafı karşılayacakları belirtildi. Sonra da bu harcamadan ne ölçüde mutluluk duyacakları soruldu.

Katılımcılar yakın arkadaşlarıyla masrafı bölüşmek yerine tamamını ödeyerek daha mutlu olacaklarını belirtti. Fakat bir tanıdıkla hesabın nasıl paylaşıldığının mutluluğu etkilemediği görüldü. 

Yakın arkadaş etkisi

Yakın arkadaşlarımızla ilişkimiz doğal olarak bir tanıdık ya da yabancıya göre farklı beklentilerle kuruluyor. Özellikle mevzu bahis karşılıklılıksa. 

Yakın arkadaş ilişkileri genellikle ‘toplumsal norm’lara göre şekilleniyor; insanlar karşılık beklemeksizin ihtiyaç ve özen ölçütünde yardımlaşıyor. 

Öte yandan yabancılarla ve tanıdıklarla ilişkide çoğunlukla ‘mübadele normu’ öne çıktığı için denge ve doğrudan karşılık vermek önceleniyor.  

Deneylere göre karşılık beklentisi yükseldikçe mutluluk düzeyi düşüyor.

O halde tüm paramızı arkadaşlarımıza mı harcayalım?

Deneylere göre başkalarının hesabını ödemek mutluluğunuzu artırabilir ama araştırmacılar bu uğurda tüm birikiminizi harcamanızı elbette önermiyor.

Sonuçta söz konusu deneyler, sinemaya gitmek gibi nispeten düşük maliyetli deneyimlerle sınırlı. Dolayısıyla yakın arkadaşınızın Avrupa turunu karşılamak aynı ölçüde mutlu etmeyebilir.  

Ayrıca size halihazırda borçlu bir arkadaşınızın masraflarını yeniden üstlenmek bir noktadan sonra canınızı sıkabilir.

Issız adaya düştük, sekiz kişi 177 avro hesap ödedik