İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2013-2026 arasında en az 852 çocuk ‘iş cinayetleri’nde hayatını kaybetti. Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında kalıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), çocuk işçinin gelirine bile muhtaç yoksul ailelere sosyal yardımların artırılması, yetişkinlere istihdam sağlanarak çocukların çalışmak zorunda kalmasının önlenmesi gerektiğini söyledi.
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü nedeniyle TTB Merkez Konseyi ve İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu yazılı açıklama yaptı.
Çocuk işçiliğinin, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen, onları eğitim hayatından uzaklaştıran ve temel insani haklarını ihlal eden önemli bir toplumsal sorun olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Eğitim hakkı engellenen çocuğun uzun vadede düşük gelirli işlerde çalışma döngüsü devam etmektedir” denildi.
Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında yapılan incelemeler, uzun çalışma saatlerinin, düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını gösterildi.
Çocuk işçiliğinin temel nedenleri, yoksulluk, eğitime erişim zorlukları, işsizlik, iç ve dış göçler, ucuz işgücü talebi ve yetersiz denetimler. Çocuk işçiliğinin ‘normal’ veya ‘kaçınılmaz’ olmadığı vurgulanan açıklamada, “Çocukları sağlıklarından, potansiyellerinden ve geleceklerinden mahrum eden çocuk işçiliğini önlemek devletin, kamunun görevidir” denildi.
Dört milyon çocuk işçimiz var
TÜİK 2019 verilerine göre Türkiye’de 5-17 yaş arasında 720 bin çocuk; hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalışıyor. Bu 5-17 yaş arası çocukların yüzde 4,4’ünün ekonomik faaliyetlerde yer aldığı anlamına geliyor. Yine TÜİK’in 2023 raporuna göre; 15-17 yaş grubunun işgücüne katılma oranı 2020’de yüzde 16,4 iken, 2023’te yüzde 22,1’e yükseldi. Kayıt dışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) çocuklar da dikkate alındığında bu sayı dört milyonu buluyor.
Açıkmada bu artışın, ekonomik krizler ve yoksulluğun çocukları örgün eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına yönlendirdiğini gösterdiği ifade edildi: “Bu durum çocuk işçi ölümlerinin de artmasına neden oldu. İSİG Meclisi verilerine göre, 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaştı.”
Hem emekleri sömürülüyor hem de şiddet görüyorlar
Mesleki Eğitim Merkezine (MESEM) çocuk işçiliğini artıran bir fonksiyon yüklenerek; işçilerin birikimleriyle (işsizlik sigortasından MESEM öğrencilerine ödenen ücretler) çalışmaya zorlandıkları belirtilen açıklamada şöyle devam edildi: “Çalışmaya mahkûm bırakılan çocuklar işverenlere ucuz işgücü olarak sunuluyor. MESEM öğrencileri işçi gibi çalıştırılıyor, uzun mesailer yapıyor, izin hakları ellerinden alınıyor ve söylenenin aksine hiçbir eğitim almıyor, deneyim kazanmıyorlar.”
Açıklamada özetle şu ifadeler yer aldı:
*’Mesleki eğitim’ kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanılıyor. MESEM, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse ediliyor. ’İstihdam teşviki’ adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştı.
18 çocuk iş cinayetinde öldü
* MESEM öğrencilerinin yüzde 53,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet görüyor. MESEM uygulaması yoksulluğu bir kaynak olarak kullanarak çocukları denetimsiz işyerlerine, psikolojik-fiziksel şiddete, uzun saatleri bulan mesailere, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ediyor. MESEM kapsamında 18 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
* Örgün eğitim yaygın, ücretsiz ve kaliteli olmalıdır, yoksul çocuklara burs verilmeli ve tüm öğrencilerimize en azından günde bir öğün yemek desteği verilmelidir. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim uygulamaları gündeme alınmalıdır. Ve tabi ki işyerleri etkin ve düzenli olarak denetlenmeli ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır.
* MESEM aracılığıyla çocuklarımızın sözde mesleki eğitim denilerek sermayeye ucuz işçi olması uygulamalarına derhal son verilmeli ve çocuklarımıza, okullarındaki modern atölyelerde, öğretmenleri gözetiminde çağdaş, bilimsel bir mesleki eğitim sunulmalıdır.