Toprak Sergen 'masal'la döndü

ŞULE TÜRKER

suleturker34@gmail.com

@suleturker34

TRT’de yayınlanan ‘Alparslan Büyük Selçuklu’ dizisinde canlandırdığı Bizans komutanı Kekavmenos karakteriyle 13 yıl sonra oyunculuğa ve ekranlara dönen Toprak Sergen, şu sıralar farklı bir heyecan yaşıyor. Sergen’in senaryosunu Başak Duru’yla birlikte yazıp yönetmen koltuğunda oturduğu ‘Bir Türk Masalı’ adlı film, 29 Temmuz’da sinemalarda gösterime giriyor.

Türk sinemasında yaklaşık 50 yıl aradan sonra çekilen ilk masal filmi yapımın oyuncu kadrosunda hem Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri hem de yeni nesil oyuncular yer alıyor. Toprak Sergen’i, kendisi gibi oyuncu ağabeyi Burak Sergen’le aynı sette buluşturan filmde Barış Manço ve Erkin Koray’ın unutulmaz şarkıları da yer alıyor.

Hem sinemanın hem Türk müziğinin unutulmaz isimlerine adanan filmin senaryosu, uyarlama bir masal değil; tamamen sıfırdan yazılan ve Anadolu coğrafyasının öğelerini işin merkezine alan ‘evrensel bir masal’. Diğer bir deyişle büyüklerin anlattığı, küçüklerin kahramanı olduğu bir ‘aile filmi’. Zira fantastik öğeler içeren film, ne şiddet ne cinsellik ne de küfür barındırıyor. İngilizce dublaj, İngilizce ve Arapça alt yazı opsiyonları da hazırlanan ‘Bir Türk Masalı’nın yakın zamanda çizgi film versiyonu da izleyiciyle buluşturulacak.

Türk sinemasına yeniden bir masal filmi kazandırmanın heyecanını yaşayan Toprak Sergen’le konuştuk. Buyursunlar…

Fotoğraf: Zeynel Abidin Ağgül

Yönetmen, yapımcı olarak ilk deneyimin, oyuncu kadrosunda da yer aldığın ‘Bir Türk Masalı’ ile başlayalım mı?

Evvel zaman içinde, Mutluluk ülkesinde geçen, fantastik bir film; sürükleyici, eğlenceli, farklı ve evrensel bir masal.  29 Temmuz’da sinemalarda olacak.  Benim için çok ilginç, heyecanlı, merak ettiğim bir deneyim olacak. Güzel sonuçlanacağından eminim. İyilik ve kötülüğün olduğu, 5’inci boyutun bulunduğu, fantastik unsurları olan bir masal seyretmek nasıl bir etki uyandıracak ben de merak ediyorum.  

Masal filmi deyince çocukluk hafızamda kalan Rüştü Asyalı’nın canlandırdığı Keloğlan filmleri…

Evet, çünkü 50 yılı aşkın süredir Türkiye’de masal filmi çekilmiyor.

Peki bu büyükler için mi yoksa küçük yaştaki seyirciler için mi bir masal filmi?

Sıfır yaşından 100 yaşına herkesin izleyebileceği bir film. Cinsellik, küfür ve şiddet içermediği için ‘genel izleyici’ye hitap ediyor, tertemiz bir aile filmi. Ben insanların Mutluluk ülkesinde geçen bu öyküyle ilgileneceklerini, seveceklerini düşünüyorum.

Evvel zaman içinde geçen, Yiğit’in, Peri Kız’a aşkı için ‘Aydınlık’ ve ‘Karanlık’ın oyununa ‘Varım’ dediği masalın kazananı -tahmin edileceği üzere- Aydınlık mı oluyor?

İyilik mi kötülük mü, aydınlık mı karanlık mı kazanır onu birlikte filmde göreceğiz.

Çizgi film versiyonu da var galiba?

Evet, çizgi filmi var devamında, o hazırlanıyor şu anda. Her iki filmin de bütün dünyada görülmesini, tanınmasını hedefliyoruz.

Yabancılar bizim hikayelerimizi, masallarımızı alıp götürüyor, film yapıyorlar’ diye bir argüman var -ki kendi içinde doğru da- biz kendi masallarımızı yapalım, göstermeye çalışalım dedik. Erkin Koray’dan Barış Manço’ya birçok ustanın müzikleri var içinde. İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları da danslarıyla yer aldı. Bu vesileyle ben tüm oyuncu arkadaşlarıma da çok teşekkür ederim.

Film, usta isimlere adanmış…

Elimizden geldiğince, aklımız yettiğince, dilimiz döndüğünce ustalarımıza saygı göstermiş olalım istedik; Rüştü Asyalı’dan Ahmet Mekin’e, Füsun Erbulak’tan İzzet Günay’a, Suna Selen’den Kayhan Yıldızoğlu’na duayen isimlerin de kadrosunda yer aldığı bu filmi Adile Naşit, Barış Manço ve bütün ustalarımıza adadık. 

Bir dizi ve filmle 13 yıl ara verdiğin sektöre geri döndün, hedefin nedir?

Hedefim, bu filmin ve bundan sonraki filmin güzel olması, çok sayıda insana ulaşması ve devamında tabii oyunculuk. TRT dijitalde yeni bir diziye başlayacağım -zamanı gelince konuşuruz onu da-  Oyunculuk, yazarlık, yönetmenlik, film, dizi… Tamamen sahalara dönmüş durumdayım.

Ekrana TRT’de yayınlanan ‘Alpaslan Büyük Selçuklu’ dizisiyle döndün. Uzun aradan sonra bir dönem dizisinde oynamak nasıldı?  

Çok eğlendiğim, çok güzel zaman geçirdiğim ve ‘dayanıklılık testi’ni de gayet iyi atlattığım bir dizi oldu.  13 yıl önce bıraktığımda dizi süreleri 60 dakikaydı, şimdi ise 150 dakika. Türkiye’nin en zor üç setinden biriydi, kış sezonunda hava şartları -35 yılın en soğuk kışına denk geldik- zorluydu. Ama bu durumda bile dayanıklılık testini geçince artık her şeyi yapabilecek gibi hissediyorum kendimi, fit ve formdayım. Özlemişim. Güzel bir ekiple olduğunda, pek çok parametre doğru bir araya geldiğinde, güzel işler ortaya çıkıyor, ‘Alparslan Büyük Selçuklu’ bunlardan biriydi. Devamındakiler de öyle olacak gibi. Kendimi mutlu ve iyi hissediyorum.

Başarılı bir oyunculuğun olmazsa olmazları nelerdir?

Bence çok çalışkan olmak, azmetmek, ana konsantre olabilmek, moralleri bozmamak -ki o kısım biraz zor ama şart- mutlaka eğitim, iyi enerji, farklı olmaya çalışmak, eksikliklerini tamamlamak; dans, yabancı dil, spor… hepsini maksimize etmeye çalışmak ve tüm bunları her şeye rağmen yapıyor olmak.

Sen neler izliyor, okuyor ve dinliyorsun?

İşin ilginç tarafı dizi izlemiyorum, çünkü ürettiğim şeyin bir şeyden alıntı olmamasını sağlamaya çalışıyorum. Beynimi daha çok üretmeye yönelik serbest bırakıp orayı arttırmaya çalışıyorum. Pek bir şey izlemiyorum yani, bakmam gerekenlere bakıyorum ama ona da çok uzun süreler harcamıyorum. Ama çok şey dinliyorum; müzik hayatımda olmazsa olmaz.

Doğayı tutkunu biliyoruz. Evcil hayvanın var mı?

Hayvanları çok çok seviyorum ama evcil hayvanım olamıyor çünkü evde duramıyorum. Ne zaman nerede olacağımı ben dahil kimse önceden bilemiyor. Benimle birlikte hareket edecek bir hayvan o anlamda çok zor oluyor. Ama bütün hayvanlar benim, hepsini çok seviyorum.

Mutfakla aran nasıl? Yoğun tempoda nasıl besleniyorsun?

Gusto, mutfak, yemek, o sözcükler bende çok yok. Doğurmamış ya da doğurtturulmamış hayvan yemiyorum, tavuk yemiyorum. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Mutfağa, yemeğe çok düşkün bir tip değilim.  

Spor da hayatının vazgeçilmezlerinden…

Evet, bulunduğum yere ve şartlara göre yapabildiğim spor dallarını yapmaya çalışıyorum. Farklı yerlerdeyim dolayısıyla farklı şeyler yapıyorum. Zaman bulduğum anda yüzme olur, dalma olur, tırmanma olur, kayak, sörf, salon antrenmanı olur, boks, tenis olur, özetle ne denk gelirse onu yapıyorum.